Sitâre

Bu nasıl bir hastalık ki nesilden nesile intikal ediyor;
“Sayın Beyefendi, Dün elçiniz geldi. Yazdığınız kağıdı getirdi. Ağızdan buyurduklarınızı da anlatmaya çalıştı. Kağıdı okudum. Ağızdan ilettiklerinizi de dinledim. Bana öyle geldi siz, biraz öğüt vermekle öfkemin geçeceğini, kocamın yanına döneceğimi, kurulmuş bir evin de bozulmaktan kurtulacağını sanmışsınız…”
Sayfa 60·Kitabı okudu
Roman
Reklam
“Ortalığa yırtıcı bir ahmaklık çöküyor gibiydi.”
Büyükhanım kızdı, Hayriye’nin arkasından söylendi: “Yediği naneye bak! Hanımın kocası uyanmasın diye gelip beni uyandırıyor. Şımart bakalım, sonra çok karşılığını görürsün! Hiçbir şey bilmiyorsan babana bak! Benim ona yaptıklarımın acaba yüzde birini bana yaptı mı? Burada ölsem başını çevirip bakmaz bile.”
Roman
Kendimden ürker kalakalırım benden geriye kalan her şey yok olur ruhum bir teknenin yelkeni gibi uzaklaşır ufukta görünmez olur Birbiri ardınca sabırsızca geçer günler, haftalar, aylar gözlerin bir mektup bekleyerek yollara dalıp kalır Lakin benim soğuk bedenimi artık alıkoymuştur toprak, basmıştır bağrına sensiz, kalbin atışlarından uzakta kalbim çürür orada, toprağın altında Benden sonra adımı yağmur ve rüzgar taşın yüzünden yıkayıp silecek yavaşça adın sanın efsanesinden arınıp mezarım adsız kalacak yol kenarında Füruğ Ferruhzad
Şiir
Ben ağaçların soyundanım Ve bu "bayat" havayı solumak kederlendiriyor beni, Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana Tüm güçlerin sonu güneşin gerçeği ve ışığın bilinciyle birleşmekten ibarettir, birleşmek. Cücelerin ülkesinde Sıfır üzerine dolaşıyor ölçü mihenkleri Ne için durmalıyım? Ben dört unsura itaat ediyorum Ve yüreğimin yasalarını körlerin yerel hükümeti düzenlemiyor. Böceğin etle sarılı boşlukta, yararsız dolaşımı ve vahşice ulumalar beni ilgilendirmiyor. Füruğ Ferruhzad
Şiir