Bir insanı mantık yoluyla ne kadar tartışılmaz derecede ikna ederseniz edin, o insanın duygusal devrelerinde gerekli değişiklikler oluşmadığı taktirde davranışlarının değişmesi çok zordur.
Motivasyon, "neden"lere bağlıdır. Fakat insanı yönlendiren nedenler, mantıksal olmaktan ziyade öncelikle dürtüsel ve duygusaldır.
Doğru olduğunu bildiğimiz birçok şeyi yapmamamız ve yanlış olduğunu bildiğimiz birçok davranışı tekrar edip durmamız da bu durumdan kaynaklanır.
Özetle, ne yaparsak yapalım, rutinden kaçınalım; kaosu hayatımıza davet edip, onu kullanmanın yollarını öğrenelim. Arada bir kaçamaklar, arada bir ihmalkarlıklar da lazımdır. Fazla programlı ve yeknesak bir yaşam, beden sistemimizle uzun vadede bozuşmamıza neden olabilir.
Yabancılaşma duygularını kışkırtan, insanı hicranın tâ içine gömen, her adımında onu gurbet buhranına sokan hep yine insan.
İnsanın başı, türünün üyeleriyle belada. İnsanlarla....
Mesafe duygusunu insana veren de, insandan alan da insan. "İnsana saygımı korumak için insanlardan uzak duruyorum" sözü Dostoyevski'nin.
Cennet ve cehennem, umduğumuz ve korktuğumuz mekanlar değil artık. Meleklerle dolu değil evlerimiz ve sofralarımız. Sağ ve solumuza niçin selam verdiğimizi bilmiyoruz, bilmek istemediğimiz gibi yardım da istemiyoruz.
Uyarmıyoruz, uyaramıyoruz kimseyi, kendimizi bile.