Kitap zekâyı kibarlaştırır. Hassasiyetimizle düşüncemizi ancak kendi içimizde, zihnî hayatımızın derinliklerinde geliştirebiliriz. Ama, zekânın tavırlarını efendileştirmek için okumak zorundayız.
Cemil Meriç - Bu Ülke
Nehir kenarındaki nostaljik kafede bira içen
Her almanla daha da büyümesi gereken
İntikam neredeydi
Çocukken Bosna marşını ezberlemiştim
Allah'ın mavi arşına mağbetlerden
Tekbirler yükselecekti neredeydi
Koski'de ecnebiler destursuz dolaşıyordu müdahale ettim
Bir oğlun da ben değil miydim biraz da Çeçen
Doksanlar uçsuz bucaksız bir kardeşlikti
Sinan Akyüz gerçekten korkunç bir yazar ve bu konuda kimse konuşmuyor. Üretme işi bir hayli zahmetli bir süreç olduğundan sanatçılar hakkında kötü konuşmaktan özellikle kaçınırım ama bence bu farklı bir mevzu. Bu yazıda özellikle Bosna üçlemesinden bahsediyorum ama durumun yazarın diğer kitaplarında da pek farklı olmadığını duydum. Bakınız hassas konuların edebiyatları da hassastır. Hele ki ele aldığımız olay yakın tarihte yaşanmış ve söz konusu kişilerin hala hayatta olduğu bir konuysa. Tarihsel kurgu yazmanız size her türlü iğrençliği sırf orada gerçekten yaşandı diye istediğiniz her şekilde yazma özgürlüğü vermez, vermemeli. Kendisi eğer bir çocuk kitabı yazarı olsaydı çok daha başarılı olabilirdi. Çünkü bu üslup, kitapta anlatılan her şeyin tüm çıplaklığıyla her an betimlenmesi gerektiğini düşünmesi sanki okuyucunun aklına bir hakaret gibi hissettiriyor. Ortada bir cinsel saldırı sahnesi olduğunda o sahnenin yaşandığını anlamam için bunu sayfalar boyu her detayıyla okumam gerekmiyor, okumak zorunda da değilim. Beğenmiyorsam kitabı bırakabilirim ama bu kitabın yazılışı başlı başına saygısızlık hissi uyandırıyor. Bir adam eğer gerçekten kadınların çektiği zorluklara dikkat çekmek istiyorsa bunu duyarlı, dikkatli, daha hassas bir biçimde yapmalı. Olayı yumuşatması gerekmez, sadece ölçülü bir biçimde gerektiği kadar anlatması yeterli. Okuyucunun trajedinin boyutlarını anlaması gerekir, trajedinin tüm detaylarını bu denli fazla ve açıkça, ayrıca üçüncü sınıf çocuklarına yönelik bir üslupla anlatmak, beni mazur görün ama neredeyse art niyetli hissettiriyor. Sinan Akyüz bana bir tarihsel kurgu yazarından ziyade yeraltı edebiyatı veya dark romance yazarı gibi hissettiriyor. Senelerdir Bosna ve Balkan coğrafyası üzerine araştırmalar yapıyorum ve konuyu açtığım anda