Bizim yabancılaşmamızdan senin tümüyle suçsuz olduğuna ben de inanıyorum, Gelgelelim ben de aynı şekilde tümüyle suçsuzum. Senin bunu kabul etmeni sağlayabilseydim, o zaman -yeni bir yaşam mümkün olmazdı, bunun için ikimizin de yaşı geçti- bir tür barış sağlanır, senin ardı arkası kesilmeyen suçlamaların son bulmaz, ama azalırdı.
Hem beni sanki olanlar benim suçummuş gibi suçluyorsun; ben sanki bir dümen kırışıyla her şeyi farklı tesis edebilirmişim, seninse olanlarda zerre kadar suçun yokmuş, varsa da bana karşı çok iyi davranmanmış gibi yapıyorsun.
Bütün gücümle kadıların, bütün kadınların kadınlığın ne olduğunu nihayet anlamasını diledim; gücünü ve gururunu ve hayattaki yerini anlamalarını; dünyanın anneleri olarak görevlerinin ne olduğunu görmelerini; yaşayan herkesi sevmelerini ve onlara değer vermelerini; erkeklerin ne kadar kötü olabileceğini görmelerini; yalnızca en iyilerini seçip daha da iyilerini dünyaya getirmelerini; insan olarak görevlerinin ne olduğunu görmelerini ve yaşama, çalışmaya ve mutluluğa kendilerini tamamen adamalarını diledim.
Nefes nefese, gözlerimde ışıltıyla durdum. Bedenim titreyerek bekledim bir şeylerin olmasını.
Hiçbir şey olmadı.
Görüyorsunuz ya, bana yapılan büyü kara büyüydü, benim dileğimse bembeyaz bir dilek.
Dileğim bir işe yaramadı. Daha da kötüsü, önceden yoluna koyulan her şey de eski hâline geri dönmüştü.
Ah, keşke o harika cezalarımın sürekliliğini de dileseydim! Keşke elimde şans varken daha fazlasını yapsaydım! Keşke cadıyken sahip olduklarımın biraz olsun değerini bilseydim!