UMBERTO ECO-GÜLÜN ADI
Gülün Adı, Umberto Eco'nun okuduğum ilk kitabıdır. Uzun zamandır rafta okunmayı bekleyen fakat kalınlığından ötürü hep okumayı ertelediğim bir kitaptı. Kitaplar okunmak için okurlarını beklediği gibi okurlarda doğru zamanı bekliyor.
Bilgi, Umberto Eco'nun en sevdiği şeylerden biridir. Yazarımız bir röportajında şu cümleleri kuruyor: “Dünyayı ben yönetseydim, insanları bütün kitapları okumaya mecbur kılardım. Bırak okuyup benim gibi bilgili olsunlar ve bizim dünya liderine ihtiyacımız olmadığını anlasınlar.” Bilgiyi bu kadar seven bir insanın romanında da bilgiye yer vermesine şaşırmamak gerekiyor.
Orta çağ İtalya’sında imparator ve papa çatışmalarını inanç farklılıklarını verdiği örneklerle, yaptığı benzetmelerle bir bilgi seli şekillinde romanında bizlere aktarıyor.” Kocaman, görkemli bir ırmak düşün; toprağın sağlam olduğu güçlü yatağında kilometrelerce akıp gidiyor; ırmağın kıyılarının, sağlam toprağın nerede olduğunu biliyorsun. Bir an gelir, bu ırmak çok uzun bir zaman, çok geniş bir alanda aktığı, tüm ırmakları kendi içinde yok eden denize yaklaşmakta olduğu için yorgun düşmüş, artık ne olduğunu bilmez. Kendi kendisinin deltası olur. Bir ana kolu hâlâ varlığını sürdürebilir, ama birçok kol ondan ayrılıp her yöne dağılır, kimileri yeniden birbirine karışır; artık neyin neden çıktığını anlayamazsın, bazen hâlâ ırmak olanla, çoktan deniz olanı ayırt edemezsin..."
Umberto Eco hikayesinde Hristiyanlık inancının derinliklerine inmiş ve birçok aydın kişinin eserleri hakkında bilgiler vererek romanını zenginleştirmiştir. Hıristiyanlık dininin tarikatları hakkında da bilgiler verdiği için imparatora veya papaya kimin daha yakın olduğu bilgisini de elde etmiş oluyoruz.