Gençlerinizi değil kendinizi suçlayın. Nasıl yetiştirirseniz gençler öyle olur. Peki, siz gençleri nasıl yetiştiriyorsunuz? Bir hiç olarak. Anneler sürekli ev işleriyle, mutfak, temizlik ve çamaşırlarla meşgulken babalar memuriyet, ticaret ve diğer işlerle uğraşır, akşamları da meyhane ve gazinolarda oturup kağıt oynarlar. Çocuklarla hiç oynamazlar. Onlara ayıracakları vakitleri yoktur. Ayrıca onların gözünde çocuklarla ilgilenmek eziyettten ve sıkıcı bir işten başka bir şey değildir. Çocuklarıyla sohbet etmezler. Çocuklarının hayatları ilgilerini çekmez. Boş vakitlerinde onları biraz sevip ellerine şeker ve oyuncak verip şöyle söylerler:
'Haydi çocuklar! Kendiniz oynayın!'
Söyledikleri aslında şudur:
'Gözümün önünden kaybol. Ne yaparsan yap. Yeter ki bizi rahat bırak.'
Çocuğun zihni, ruhu bakımsız bir tarla gibi çorak kalır. Çünkü yararlı hiçbir tohum ekilmemiştir. Çocuklara iyilik, doğruluk, sevgiyi anlatmaya kalksalar da zoraki, sıkıcı ve yabancı kelimeler kullanırlar. Çocuk zihnini uyandırmayı bilmezler, bilmek de istemezler. Çocukların hassas ruhunu ısıtmak için çaba göstermezler.
Açık söylemek gerekirse bu çocuklar, ebeveynleri, pek çok teyzeleri ve amcaları olmasına rağmen kendi evlerinde birer yetim gibi büyümektedirler.