Kitabı okurken yazarımızda bir Schopenhauer karamsarlığı gördüm. Hayatını çocukluğundan itibaren insanlardan izole yaşayan yazar, kendine kitaplardan ve hayatın gizemini çözmekten yana hırslardan oluşan bir iç dünya yaratmış ve bu küçücük dünyasında mutlu olmakla yetinmeyip hep mükemmeli arayan bir insan modeli olmuştur.
Hayatın ve varlığın anlamını sorgularken sonucun tamamen hiçliğe gittiğini görmüş ve buna rağmen hayattan ve merak etmekten, araştırmaktan vazgeçmemiştir.