Zeynep Dogan

Burada Kant'ın kendi olgusal bilgi dizgesinin çatısını kuruş biçimiyle keskin bir karşıtlık söz konusudur. Onun bu amaç la kullandığı felsefi önermelerin en azından birçoğu, hiç-de kapalı değildir; Sıradan bir olgu araştırmasının gelişimi için de bu felsefi önermelerin değindiği türden şeylerin sözü edi lebilir. Örneğin, «Her olayın bir nedeni vardır» önermesi ilk kez felsefecilerce formüllendirilmemiştir.
Sayfa 52·Kitabı okuyor
Reklam
O, varolan herhangi bir dilin yapısı içinde çalışarak olanaklı bütün dillerin sınırlarını kavramaya çalışıyordu. Bu sanki saydamsız bir hava kabarcığının içinde yaşayan bir yaratığın, kabarcığın odağını bularak, olanaklı bütün kabarcıkların genleşebileceği son büyüklüğü hesap lamak için hidrolik bir formül kullanması gibidir.
Sayfa 50·Kitabı okuyor
Wittgenstein, bütün zorunlulukların mantıksal zorunluluk olduğunu ve mantığın zorunlu doğruluklarının boş eş sözler (tautology) olduklarını savunur. Bu savlardan ikincisi, Wittgenstein’a göre Russell’ın mantıkta- gerçekleştirdiği büyük gelişimin dibinde sonuçlandırmadan bıraktığı sorunun çözümüdür
Sayfa 48·Kitabı okuyor
Kant’ın, döşemiş olduğu sınırların ötesin deki kaypak ortamda düşüncenin zorunlu olarak durduğunu savunması gibi, Wittgenstein da, kendi çizdiği çizgide dilin zorunlu olarak durduğunu ve bu çizginin ötesinde yalnızca sessizlik olabileceğini savunmuştur.
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Kant’ın kendisi için saptadığı görev, düşüncenin sınırlarının çizilmesi iken, Wittgenstein’ın kendisi için saptadığı buna koşut görev, dilin sınırlarının çizilmesiydi. Wittgenstein’in yapmayı amaçladığı bu işin, mantığın temellerinin incelenmesiyle bir ilgisi yokmuş gibi görünebilir. Ancak o, bu iki girişim arasında yakın bir ilişki görmüştür, çünkü mantığın zorunlu olarak doğru olan ve dolayısıyla deney öncesinde söylenebilen, ya da eski terimiylea priori olan her şeyi kapsadığına inanmıştı. Örneğin, ayın dünyadan küçük olduğu olumsal bir olgudur ve be lirlenmesi için deney gerekmiştir: Ancak ayın dünyadan ya büyük ya da küçük clduğu deneyden önce öne sürülebilen a priori ya da zorunlu bir doğruluktur. Tabii, düşüncenin sı nırları gibi, dilin sınırlarının da zorunlu sınırlar olmaları beklenecekti. Dolayısıyla, Wittgenstein’in geniş mantık anlayışı acısından bu sınırları döşeyen de mantık olmalıydı, işte bu yelin, onun mantığın temelleri üzerine yaptığı inceleme, di lin sınırlarının araştırılmasını da kapsamıştır.
Sayfa 46·Kitabı okuyor
Reklam