Zeynep Dogan

Çünkü Wittgenstein, Russell’ın, mantıksal zorunluluk için uygun bir açıklama veremediğini görmüş, bu konuya uygun bir açıklama bulmanın tek yolunun, mantığın başlangıç noktasına dönerek, onun, önermelerin özsel doğasındaki kaynağını incelemek olduğuna inanmıştı. İlk bakışta bu girişimözellikle Kantçı gibi durmaz. Bir çeşit dil eleştirisine götü rebilir oluşu da ona Kant'ın eleştirel felsefesiyle ancak çok genel bir bağlantı sağlar.
Reklam
Kantçı çözüm, ya da Kantçı çözümün bir geç-romantik uzantısı, Wittgenstein’in Tractatus Logico-Philosophicus'unda bulunur: Din ve ahlâkın temel doğrulukları dilin örgüsüyle yakalanamazlar, fakat bu örgü aracılığıyla anlaşılabilirler. Dolayısıyla, olgu söyleminin (factual discourse), sınırlarının ötesini görmenin yolu, bu sınırların ötesine bakmak değil, gözü olgular dünyası üzerine çevire rek onu bir bütün olarak görmektir. Wittgenstein, daha son raki yapıtlarında, Hume’un incelikli pozitivizmiyle yakından bağlantılı başka bir çözüme yönelir. Bunda din ve ahlâkın aşkın anlamda ele alınışı gitmiş ve yerine bir tür dilsel do ğalcılık gelmiştir: İnsan yaşam ve düşüncesinin böylesi biçimleri vardır ve bunların, kendileri dışında bağımsız bir te melleri olmadığından, gerekçelendirllmelerlne ilişkin bir is tek de. ancak içinde anlatım buldukları dilin ve bu dilin ya şamımızdaki yerinin, özenli bir betimlemesiyle karşılanabi lir.
Sayfa 36·Kitabı okuyor
Wittgenstein, birinci felsefe görüşünden İkincisine geçtiği zaman, bilinçli olarak üçüncü bir olanaklı görüşün içinden yol almıştır. Felsefe, kuramsallaştırma girişimlerinden vazgeçilmeksizin, dilin özsel doğasını sezgisel olarak anlamak savından vazgeçemez miydi? ... Russell, Wittgenstein’in dile karşı gizemci tutumu ile ilgili kuşkularını dile getirmişti. Onun sonraki dönem yapıtlarına daha önce sözü edilen eleştirisini yöneltirken de, onaylamadığı noktalardan biri, yeni yöntemin, bütünüyle dizgesel olmayan sonuçlara götürüyor olmasıydı.
Sayfa 39·Kitabı okuyor

Zeynep Dogan

, bir kitabı okumaya başladı
David Pears
8.8/10 · 9 okunma
7/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
7312 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2020 13:37
Kitaba başlama nedenim, Wittgenstein felsefesine bir giriş yapmak ve böylece kendi eserlerini okurken biraz daha bu düşünceleri oluşturan süreci anlamaktı. Kitabın bu anlamda yararlı olduğunu söyleyebilirim. Fakat yer yer Wittgenstein ve Karl Popper'ın hayatından çok gereksiz ayrıntıları vermesi kitabu okumamı zorlaştırdır. Her ne kadar Wittgenstein'ın hayatında Yahudi soykırımı dönemindeki zorlukları bilmek iyi olsa da ailesi hakkında çok ayrıntılı bilgilerin olması bana gereksiz geldi. (Ayrıca bir yerde Popper'ın sevdiği yemeklerin listesi vardı, gerek var mıydı buna gerçekten?) Ama bir yandan da bazen gözümüzde fazla büyüttüğümüz felsefecilerin sıradan hayatları hakkında bir şeyler öğrenmek, onların da insani yönünü gösterdiği için onlara karşı bir yakınlık kurmamıza yardımcı olabiliyor. Kitap kabaca iki kısma ayrılıyor diyebiliriz: 1. kısımda Wittgenstein ve Popper'ın hayatına dair bilgiler veriliyor ve 2. kısım 190. sayfadan sonra başlıyor ve adı geçen felsefecilerin düşüncelerinin önemli noktalarını anlatıyor. Bu kısım, Wittgenstein ile Popper'ın Cambridge'deki akademik bir toplantıdaki hararetli bir tartışma odağa alınıp onları bu çatışmaya giden süreç merkeze alınarak anlatılıyor. Temelde dikkat çeken felssefi tartışmalar ve notlar şöyle: + Doğrulamacılık - Yanlışlamacılık tartışması: Uzun süre doğrulamacılık üzerinden ilerlediğini kabul ettiğimiz bir bilim anlayışını (doğrulamacılık: cümleleri tamamen mantık kurallarına göre sınıflandırmak ve gerçek dünyayla olan ilişkilerine göre doğrulamak) hakim. Bu tartışmayla ilgili olarak Hume, tümevarımı şu şekilde çürütüyor: nedenselliğin bir "kurgu" olduğunu anlatarak yapıyor, çünkü aslında dünyada gördüğümüz tek şeyin birbirini takip eden olaylar olduğunu ve "nedenselliği" bizim kafamızda oluşturduğumuz bir şey
Wittgenstein'ın MaşasıJohn Eidinow · Yapı Kredi Yayınları · 201839 okunma
Reklam