— Aynı saatte gelseydin daha iyi olurdu, demiş tilki. Mesela eğer öğleden sonra dörtte gelirsen, ben saat üçten itibaren mutlu olmaya başlarım. Saat ilerledikçe daha mutlu olurum. Saat dört olunca heyecanlanıp endişelenirim, mutluluğun bedelinin ne olduğunu öğrenirim! Ama belirli bir saatte gelmezsen kalbimi seni karşılamaya ne zaman hazır edeceğimi bilemem...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
— Elbette, demiş tilki. Sen şu an benim için yüz bin küçük çocuktan farksız bir çocuksun. Ve sana ihtiyacım yok. Senin de bana ihtiyacın yok. Ben de senin için yüz bin tilkiden farksız bi tilkiyim. Ama beni evcilleştirirsen birbirimize ihtiyaç duymaya başlarız. Benim için dünyada tek olursun. Ben de senin için dünyada tek olurum...
— İnsanlar nerede? diye sormuş nihayet küçük prens. Çölde insan kendini biraz yalnız hissediyor...
— İnsanların arasında da yalnız hissedilir, demiş yılan.
— O zaman sen de kendi kendini yargılarsın, diye yanıt vermiş kral. Ondan zor bir şey yoktur. Kendi kendini yargılamak, etrafındakileri yargılamaktan çok daha zordur. Kendini doğru yargılamayı başarırsan gerçek bir bilgesin demektir.
Bir insanın bedeni tamamen yabancı bir insanın iradesine bırakılabilir miydi? Bir insan, sahip olduğu bir canlının bedenini ya da hayatını paramparça ettiğinde günahsız olabilir miydi?