Yahya Kemal, bizi İstanbul' da bir semtten diğerine geçerken, "bir yıldızdan bir yıldıza" geçirmeye çağırıyordu: Oysa biz, elli yıl içinde bırakın semtleri, şehirlerin bile birbirlerinin aynı olması gerektiğini dünyaya ispat ettik.
Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey...
Dindinha bir seferinde mutluluğun "yüreğimizde parlayan bir güneş" olduğunu söylemişti. Güneş her şeyi mutlulukla aydınlatıyordu. Eğer bu doğruysa, her şeyi güzelleştiren şey göğsümde pırpır eden yüreğimdi...