“Bazı şeyler üzerinden ne akıp giderse gitsin unutulmaz.
Her acının bir zamanı olduğu, o zaman olduğunda eskiyeceğini, gerisinde belki ufacık iz bırakıp gideceğini düşünürdüm. Ta ki on sekiz yaşıma kadar. Ta ki o hüsran ve aşk dolu günlere kadar. Öyle olmuyormuş. Benimki de ilk günkü tazeliğini koruyor, hatta bazı zamanlarda ilk günkünden bile fazla acıyor. Mesela bir fotoğraf karesine baktığımızda, bir aynaya bakıp maziyi hatırladığınızda, asla gülümsemediğinizi anladığınızda...”