Hiçbir zaman sıcak bir banyoda olduğum zamanki kadar kendim olamam. New York’un karmaşasından çok yukarılarda, bu kadınlar otelinip on yedinci katındaki küvette bir saate yakın uzandım ye saflığıma yeniden kavuştuğumu his settim. Vaftize, kutsal sulara filan inancım yoktur, ama sanırım dindar insanlar için kutsal su ne anlam taşıyorsa, benim için de sıcak bir banyo aym anlamı taşıyor. Kendi kendime, «Doreen eriyor,» diyordum, «Lenny Shepherd eriyor, Frankie eriyor, New York eriyor, hepsi eriyip kayboluyor ve artık hiçbiri rahatsız etmi yor beni. Onları tanımıyorum, onları hiç tanımadım ve tertemizim ben. Bütün o içkiler, gördüğüm o yapışkan, öpüşler ve dönüş yolunda derime yerleşen kir, hepsi hepsi tertemiz, dupduru bir şeylere dönüşüyor.»