O zaman, kibritimi bir daha yakmadan gerisin geriye şehrin ışıklarına dönerken, felaket anlarında ölümü karşılamanın en mutlu yolunun bu olduğunu düşünerek uzak bir sevgiliye acıyla sesleneceğim: Canım, güzelim, kederlim, felaketler zamanı gelip çattı, gel bana, nerede olursan ol gel, ister sigara dumanıyla dolu bir yazıhanede, ister çamaşır kokan bir evin soğanlı mutfağında, ister dağınık mavi bir yatak odasında, nerede olursan ol, vakit tamam, gel bana; yaklaşan korkunç felaketi unutmak için perdeleri çekili yarı karanlık bir odanın sessizliğinde bütün gücümüzle birbirimize sarılarak ölümü beklemenin zamanı geldi artık.
Demek ki, manevi unsuru, parayla pulun ötesinde olan şeyleri simgeledikleri için dostluktaki çıkar gütmezli- ğin en iyi nişanesi olan, daha da az bulunur şeyler sırasına giriyordu; peki, insan, arkadaştan çok kızı gibi bir dosla sa hip olacak kadar şanslıysa, bu köpeği ona bu duygularla ar mağan etmez miydi; hele bu, tüm yaz ayları boyunca Wim- pole Sokagı’ndaki bir arka odada kapanıp kalan bir dostsa, İngiltere’nin en önde gelen kadın şairi, parlak, lalilısiz, hay ranlık uyandıran Elizabeth Barretl’in ta kendisiyse? Bunlar, Flush’ın güneş ışığında yuvarlanıp sağa sola segirtişini sey rederken olsun, Londra’da Miss Barrett’in karanlık, sarma şıkların gölgelediği yatak odasında divanın üzerinde oturur ken olsun Miss Milford’ı gitgide daha sık meşgul eden dü şüncelerdi. Evet. Flush, Miss Barretı’e, Miss Barretl Flush’a layıklı. Özveri büyük olacaktı; ama bu özveride bulunulma lıydı.
Bir determinist olmasına rağmen Spinoza, oldukça sınırlı bir tür insani özgürlüğün mümkün ve arzulanabilir olduğuna inanırdı. Var olmanın en kötü şekli , esaret altında olmaktır,yani duygularımızın insafında olmak . Kötü bir şey meydana geldiğinde ,öreneğin b irisi size kaba davrandığında ve gözünüz kararıp nefretle dolduğunda ,bu oldukça pasif bir var olma şeklidir. Dışarıda olup bitenler öfkenize neden olur. Hiçbir şekilde kontrol elimizde olmaz. Bundan kaçınmanın yolu, davranışı şekillendiren nedenleri daha iyi anlamaktır. Spinoza'ya göre yapabileceğimiz en iyi şey duygularımızı dış olaylardan ziyade kendi seçimlerimizden ortaya çıkmasıdır. Bu seçimler asla tam anlamıyla özgür olmasa da pasif olmaktansa aktif olmak daha iyidir
Siyasal iktidarın işçi sınıfı tarafından ele geçirilmesi, devrimin ilk adımıdır.
İkinci adım, toplumsal düzene yeni bir biçim vermek ve kapitalist sınıfın
değişmeye karşı direncini ezmektir.
Sosyalistlerin öğütlediği şey, hıristiyanlığın akidesidir,insanlığın kardeşliğidir.
Sosyalistlerin öğretileri için Encyclopedia Britannica'nın da söylediği
budur: "Sosyalist ahlâk, hıristiyan ahlâkın aynısı olmasa bile, ona çok
yakındır."