Öldüğümde benden ufunetten, kurtlardan hariç geriye hiçbir şey kalmayacaktı. Mirasım, artık ne ise, eninde sonunda unutulacaktı; ben de yok olacaktım. Öyleyse neden herhangi bir şey yapayım? Bir kişi nasıl bu gerçeği unutup yaşayabilir.
Hayatım durma noktasına geldi. Nefes alamıyordum, yiyemiyordum, içemiyordum, uyuyamıyordum. Fakat tabii yaşamaya devam etmek için bunları yapmak zorundaydım. Yine de içimde hayata dair hiçbir istek yoktu. Çünkü tatmin etmeyi mantıklı bulduğum hiçbir isteğim kalmamıştı. Bir şeyi istiyorsam, elde edip etmememin zaten bir önemi olmadığını biliyordum.