“beni mutlu ve rahat görüyorsunuz, değil mi? fakat bakınız işte ağlıyorum… demek ki ne mutlu ne rahatmışım, oh, rahat değilim; hiç, hem de hiç değilim. mutluluk nerede?” ve açıklama yapmak gerekince hiçbir şey söyleyemeyeceğini ve ciddi bir sebep bulamayacağını görerek bunalıyordu.
bütün başarıları birer hüsran ve azap olan kendi hayatının, uzun uzun arzu edilmiş, çalışılmış, kazanılmış zaferlerinde bile böyle kuvvetli, böyle fedakar, böyle şefkatli sıcak bir samimiyet hamlesine ulaşamamıştı.