"Hasret yükü altında beli bükülmüş bir sevdalıdır ki, yârinin karşısında devamlı ayakta durarak perişan saçlarıyla güzel yüzünü kıskançlık bakışından saklamaya çalışıyor; mehtap ise vuslat gecesinde sevgilisinin perişan saçlarını elmastan bir tarakla tarıyor." denilse, hiç de abartılmış olmaz."
"Bilirsiniz, böyle yerlerde beklemek, her an bir şey olması ihtimali içinde, saatlerce, günlerce hiçbir şey olmadan beklemek azapların en korkunçları arasındadır."
"...İhtiyarlar çocuklarına ondan bahsedelerken, şu nasihatı vermeyi unutmazlarmış:
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter."