"Bazı insanlar çok fazla şey yaşardı, kaldıramayacağı kadar. Sorunları yaşlarına böldüğünüzde bölüm ne kadar büyükse, öyle bir şiddette depreme maruz kalırdı hayat bağları. Bazıları dans ederdi. Bazıları okurdu. Bazıları izlerdi. Bazıları yazardı. Bazıları uyurdu. Bazıları ise...
İntihar ederdi.
İntihar bir kurtuluş muydu?"
"Mutlu bir an yaşarken, tam anlamıyla gülümseyemiyordunuz bile. Arkasından gelen, daha bunu idrak bile edememişken yola çıkmış bir hüzün vardı çünkü. Uçsuz bucaksız görünen mutluluklar, dipsiz hüzün kuyularına benzerdi. Sonunda dibe çakılmadan önce hep bir umut başınızı yukarı kaldırıp bir el, bir halat veya bir mucize beklerdiniz fakat filmin senaryosu çoktan yazılmıştı."