Zey

Zey
Not defterim...
Lisans
1992
63 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kuru otlar üstüne/nuri bilge ceylan
Gerçek, sıkıcı olduğu kadar acımasız da.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Onlarca anı’nın biriktiği kitaplık…
Edebiyat & Roman
Nur’gül
Bundan üç ay önceydi. Oturmuş ordan burdan konuşuyorduk. Hayatın yorgunluğundan , ailesinin bitmeyen sıkıntılarından , kendini ailesine adamışlığından, sanki evin annesiydi O… herkes onun arardı. Nurgül şöyle Nurgül böyle… Bu kadar şeye rağmen kıyamazdı kimseye. Kırılsa da belli etmezdi. Hayata gülerek devam ederdi. Amaaaan ne yapayım derdi… Kardeşinin hastalığıyla boğuşurken kendini o kadar unutmuştu ki doktorlar genetik bir hastalık olabilir diye ona da bakmışlardı ve bir anda dünyası kararmıştı. Kendisinin hasta olduğunu öğrenmişti. Acilen ameliyat olması gerekiyordu. Yoksa felç riski var dedi doktorlar. Neye uğradığımızı şaşırdık. Kimseye söylemek istemedi. Kimse sakın bana üzülmesin ve acımasın dedi. Biz onun çok güçlü bir kadın olduğunu biliyorduk. Nurgül gider bikaç ayda toparlar yanımıza geri döner diyorduk. Sen neler atlattın bunu mu atalatamayacaksın dedik. Ve büyük bir moralle onu ameliyata gönderdik. Bir buçuk ay iyiydi toparlanmıştı. Ve bir gece aniden kalbi durdu. Doktorlar uzun uğraşlar sonunda kalbini çalıştırdı. Nurgül pes etmezdi. Ne oldu doktorlar mı bişeyi eksik yaptı. Bir şeyler ters mi gitti derken ertesi gece tekrar kalbi durdu ve geri gelmedi Nurgül. İlk defa hayatımda birinin cenazesine katıldım. Onu defnettik. Hala inanamıyordum. Ta ki camiye gittim karşımda onu tabutun içinde yatar vaziyette görene kadar. Kendimi bu kadar çaresiz hissetmemiştim. Bu kadar güçsüz. Dokunamadım bile tabutuna. Sadece bi süre uzaktan baktım ve çıktım oradan. Yerin şad olsun…
İnsan ve Hayat
1k’ya üye olduğumda buraya not defterim dedim. Şimdi not defterime içimden geçen bir şeyler karalamak istiyorum. Gecenin bu vaktinde bu satırları yazarken ısınamadığımı görüyorum. Battaniyenin altına giriyorum olmuyor. Ev mi soğuk, duvarlar mı soğuğu geçiriyor yoksa benim içim mi titriyor bilmiyorum. Ama ısınamadığım aşikar. Ve uzun süre belki hayatımızın sonuna kadar ısınamayacağız bizler. Bugün depremim altıncı günü. Diken üstünde yaşıyoruz. Ne yapacağımızı bilmeden. Altı gün önce bambaşka konular konuşurken, çizerken , izlerken şimdi hepimizin aklında gönlünde tek bir şey. O bir buçuk dakikayı nasıl anlatırım bilmiyorum ama unutmak için çaba harcıyorum. Hiçbir şey olmamış gibi düşünmek istiyorum. Mümkün mü değil! Uyku sersemiyle uyandım. Yatağımda bi on saniye kadar bekledim. Her zamanki küçük sarsıntılardan biri olarak düşündüm. Ve bir anda öyle bir şiddetlendi ki kendimi nasıl bıraktım yatağın kenarına hala hatırlamıyorum. Duvarlara baktım. Bir sağa bir sola zangır zangır sallanıyordu. Bir deprem ne kadar uzun sürerdi bilmiyorum. Çok uzundu. Hiç bitmeyecekmiş gibi. Artık bitmesi için dua ettim. Sadece durmasını istedim. Durmadı. Çığlıklarımı duymaya başladım. Ölüm korkusu mu? Hayır! Hayatım bu sarsıntının içinde devam edecekmiş gibi çaresizce beklemek korkuttu beni. O sarsıntıların içinde her şeye hazırdım. Kabullendim o gecenin benim son gecem olduğunu. Ölüm bu kadar yakındı bizlere…. O gece okuduğum Leylan kitabında ve 1k’ya yazdığım gönderide üzerine çok düşünmüştüm. “Ölümü başkalarına yaşamı kendimize yakın görüyoruz” . ‘Sen hiç kendine yakın gördün mü ölümü Zeynep ? Ölecek olsan şu an 30 yıllık hayatında istediğin her şeyi yaptın mı ya da yapmak istetip de yapamadığın şeyler var mı? ‘ Ben bunları düşünerek uyuya kaldım o gece. Ve iki saat sonra ölüm bana çok
Deprem
Bilinen bir şeye inanılmaz. O şey yalnızca bilinir.
Felsefe