Ölümün ve yaşamın bir madalyonun iki yüzü olduğu farkındalığına ulaşmam hakkında böbürlenmiyorum ama ölmek de yaşamak da aynı şey değil mi? Her iki durum da aynı derecede acı verici.
Sürekli olarak, şeyler arasında bazıları, var olma peşindedirler, öbürleri var olmuş olma. Varlığa ulaşanın bir bölümü, daha önce yitmiş bulunur. Zamanın kesiksiz akışının sonsuz süreyi hep taze tuttuğunca, akışlar ve dönüşümler de durmaksızın yeniler evreni. Bu ırmakta koşarak gelip geçen nesneler arasında hangisine önem verilebilir, hiçbiri üzerinde durulamayacağına göre? Yanımızdan uçup geçen ve daha şimdiden gözümüzden uzaklaşan serçelerden birine tutulmaya koyulmak gibi bir şeydir bu. Ve her birimizin yaşamı da buharlaşan kana, soluk almaya benzetilebilir. Gerçekte, her an soluk alınıp verilmesi olayı, dün ya da önceki gün dünyaya getirilişimizde edindiğimiz yetinin onu aldığımız kaynağa geri verilmesiyle aynı şeydir.