Allah'ın fiilleri ile ilgili olarak ise şunu söyleyelim; Kur'an'da bunlardan bahseden âyetleri okuyan kimse, bu fiillerden Allah'ın yüce sıfatlarını anlamalıdır, çünkü her fiil failine delalet eder, fiillerin azameti de failin azametine dalalet eder. O hâlde Kur'an okuyan kimse bu ilahi fiillerde, bizzat o fiilleri değil, onların failini müşahede etmelidir. Doğrusu Hakkı bilen kimseler her şeyde O'nu görürler. Zira her şey O'ndandır, O'nadır, O'nunladır ve O'nun içindir. Mesele tahkik edildiğinde anlaşılacaktır ki O, her şeydir, "küll"dür. Baktığı her şeyde O'nu görmeyen kimse, O'nu tanımamış demektir. O'nu tanıyan kimse ise, O'ndan başka her şeyin batıl olduğunu, O'nun vechinden (zatından) gayrı her şeyin helak olacağını bilir. Üstelik O'ndan başka her şeyin ileride batıl olacağını değil, şu anda zaten batıl olduğunu bilir. Çünkü O'ndan başka her şey, zatı itibariyle batıldır, onlar sadece Allah ile ve Allah'ın kudreti ile vücud bulmuş olmaları itibariyle vardırlar. Dolayısıyla bunların varlıkları Allah'ın kudretine bağlıdır, O'nun varlığından ve kudretinden müstakil varlıkları yoktur. Bu, mükâşefe ilminin ilkelerinden biridir.