Zeynep Şilan Ceylan

Zeynep Şilan Ceylan
@zeyylan
Diyetisyen
Ankara Üniversitesi
Bursa
46 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
Değer Tesellisi
Başa gelen musibetler de, insanın özüne değil, vasıflarına gelmektedir. Hayatı vasıflar üzerinden algılayan, vasıflarının varlığıyla kendi varlığını birbirine karıştırmış insanların yıkımı bu yüzden büyük olmaktadır. Yoksa Allah'ın ilminde yitirilen bir şey yoktur. Ancak kudret dairesinden ilim dairesine geçen şeyler olmaktadır, fakat insan bu yer-boyut değiştirme işine 'kayıp' olarak bakmaktadır. Kaybettiklerimiz, kaybolmuş değildir, şeylerin yalnızca bize dönük ilişkisindeki farklılaşmalardır, yalnızca vasıfların kaybıdır.
Reklam
Acz tesellisi
Mevlana Hazretleri " Yavrunun boğazı nazik yaratıldığı için Allah sütü ona kolay akıttı. Sen de nazik, nazenin ve aczinin farkında ol ki, nimetler aksın sana" buyurur (Mesnevi, Cilt 3). Hz. Mevlana yine bir başka yerde zıtların birbirini nasıl çektiğini ifade ederek şunları söyler; "Varlık elde etmek için yokluk gerek. Mimar ev yapmak için boş arsa arar. Marangoz, ahşap işi yapmak için ham tahta arar. Saka, su satmak için susuz ev arar. Yokluğa dikkat et, onda çok hikmetler var" ( Mesnevi, Cilt 6). Beyaz çizginin en iyi siyah zeminde görünmesinde olduğu gibi, ilahi kudret de en fazla, belirgin özelliği 'acz ve zayıflık' olan zeminlerde tecelli edecektir.
İhtiyaç Tesellisi
Başa gelen musibetlerin bir sebebi de onlara ihtiyaç duyuluyor olmasıdır. Firavun, Musa Peygamber için bir ihtiyaçtı. Ebu Cehil, Efendimiz (s.a.v) için bir ihtiyaçtı. Bu kötü karakterler, dinlerin yayılmalarına farkında olmadan iyi karakterlerden daha önemli katkılar yapmışlardır. Nemrut, İbrahim Peygamber için bir ihtiyaçtı. Hz.Mevlana, "Nemrut'un ateşi İbrahim'in tevekkülünü artırdı" der. Mucizelerin yaratılması da bu olumsuz karakterler sayesinde olmuştur. Firavun, sihirbazlarını Hz.Musa'nın karşısına çıkararak, ilk defa bir insanı rakip olarak kabul etmiş ve dikkatlerin onun üzerine yönelmesine vesile olmuştur. Odaklanma duygusunun yüksek olduğu ve kimsenin bir işle meşgul olmadığı kuşluk vakti seçilmiş ve Hz. Musa ile Firavun'un sihirbazları müsabakaya tutuşmuşlardır. Daha müsabaka başlamadan anlaşılmıştır ki, Firavun'un dahi dikkate aldığı mühim bir zat söz konusu. İlahi vahyi duyurma imkânları kısıtlı olan Hz.Musa, bu olay vasıtasıyla mesajını herkese bir anda ulaştırabilmiştir. Ebu Cehil, Arap yarımadasının meşhurlarındandı. O birisine düşman olmuş diye duyulduğunda, bu olay herkesin dikkatini fevkalade çekmiştir. Nemrut'un karşısında Hz.İbrahim'in durumu da pek farklı değildir.
Allah'ın fiilleri ile ilgili olarak ise şunu söyleyelim; Kur'an'da bunlardan bahseden âyetleri okuyan kimse, bu fiillerden Allah'ın yüce sıfatlarını anlamalıdır, çünkü her fiil failine delalet eder, fiillerin azameti de failin azametine dalalet eder. O hâlde Kur'an okuyan kimse bu ilahi fiillerde, bizzat o fiilleri değil, onların failini müşahede etmelidir. Doğrusu Hakkı bilen kimseler her şeyde O'nu görürler. Zira her şey O'ndandır, O'nadır, O'nunladır ve O'nun içindir. Mesele tahkik edildiğinde anlaşılacaktır ki O, her şeydir, "küll"dür. Baktığı her şeyde O'nu görmeyen kimse, O'nu tanımamış demektir. O'nu tanıyan kimse ise, O'ndan başka her şeyin batıl olduğunu, O'nun vechinden (zatından) gayrı her şeyin helak olacağını bilir. Üstelik O'ndan başka her şeyin ileride batıl olacağını değil, şu anda zaten batıl olduğunu bilir. Çünkü O'ndan başka her şey, zatı itibariyle batıldır, onlar sadece Allah ile ve Allah'ın kudreti ile vücud bulmuş olmaları itibariyle vardırlar. Dolayısıyla bunların varlıkları Allah'ın kudretine bağlıdır, O'nun varlığından ve kudretinden müstakil varlıkları yoktur. Bu, mükâşefe ilminin ilkelerinden biridir.
Reklam