Merhabalar... Ve Dağlar Yankılandı.. Khaled Hosseini'in okuduğum ilk kitabı. Uçurtma Avcısı ve Bin Muhteşem Güneş adlı kitaplarına yapılan güzel yorumları bildiğimden hiç tereddüt etmeden Ve Dağlar Yankılandı'yı aldım. Kitap ilk başta konunun tamamen Abdullah ve Peri ile ilgili olduğu kanısına vardırsa da ileriki sayfalarda böyle olmadığını, aksine kitapta çokça farklı hayat hikâyelerine yer verildiğini görüyorsunuz. Başlarda Abdullah ve Peri'nin masumluğunun, Pervane ve Masume'nin geçmişinin içinizi ısıttığını hissediyorsunuz. Sonralarda kitap, Nebi'nin doktor Markos'a yazdığı mektupla ufak bir sevimsizlik yaratıyor. Bunu da atlatırsanız, hiç ama hiç konuyla alakası olmayan Timur ve İdris'ten kısa denemeyecek uzunlukta bahsedildiğini görüyorsunuz. Canınızı pekâlâ sıkıyor. Çünkü okuyucunun aklı Abdullah ve Peri'nin o nahoş hikayesinde kalıyor. Sabır'ı, Pervane'yi daha çok tanımak istiyor. Masume'nin sonunu merak ediyor. Daha sonra kitap tekrar Peri ve Nila Wahdati'nin düzenli denemeyecek yaşamına değiniyor. Peri'yi biraz da olsa orada buluyoruz. Araya Adel ve Gholam giriyor. İki yabancı.. Pervane'nin oğlu İkbal'den kısa bilgiler vermek için yazar Adel ve ailesini kullanmış. Ve ne yazık ki küçücük bilgiler için uzun mu uzun bir hikaye daha anlatıyor.Yetmezmiş gibi yazar bu arada doktor Markos Varvaris'in hayat hikayesine değinmeden de edemiyor. Araya yine çokça yabancı isim giriyor. Madaline ve Thalia gibi. Aralarda Peri'den de söz ediliyor. Nebi'nin yazdığı mektup Markos aracılığıyla ona ulaşıyor mesela. Veya Afganistan'a kısa da olsa bir gezi yapıyor. Çoçukluğunun Nila Wahdati ve Süleyman Wahdati ile geçtiği evi dolaşıyor. Nihayet bu da sona erdiğinde sizi Abdullah ve kızı Peri karşılıyor. İşte diyorsunuz Abdullah kızına kız kardeşinin ismini vermiş. İçiniz tekrar