“ Ne düşündüğüm, ne demek istediğim, ne dediğimi sandığım, ne dediğim, ne duymak istediğiniz, ne duyduğunuz, bundan ne anladığınız, ne anlamak istediğiniz ve ne anladığınız arasında, birbirimizi anlayamayacağımıza dair en az dokuz olasılık var.”
“İnsanın canını sıkan ne biliyor musun? Herhalde onların yalan söylemesi değil. Yalan, her zaman affedilebilir… Yalan sevimli bir şeydir, çünkü insanı gerçeğe ulaştırır. Hayır, burada insanın canını sıkan şey, yalnız yalan söylemeleri değil, kendi yalanlarına kendilerinin de inanmalarıdır.”
.....
Duygusal izolasyon bir baloncuğun içine alır insanı. İçeri bir şey giremez, dışarı bir şey çıkmaz. Yaşamı bir cam arkasından yaşayan insan böylece acıdan “korunmuş” olur fakat aynı zamanda da bir şeylerden mahrum kalır. İzolasyon, duygusal voltajın yüksek geldiği yerlerde devreye giren bir uyku modu gibidir. Bir ayrılığın ortasında acıyı hissedememek, kayıpla karşı karşıyayken kederlenememek, olumsuz ihtimaller ortasında kaygılanamamak, bilmek, duymak, görmek, ama temas edememektir.
.....