Bir pazar yerinde, tezgahlar kalktıktan sonra sokaklarda dolaşıp, vere atılan sebze ve meyvelerden toplayan kadınlar kimsenin yüzüne bakmazlar, Utanç, onları kocaman dünyada yalnızlaştıracak kadar keskindir.
Biz de onların yüzüne bakamayız aslında. Yoksulluğun gözlerine bakılmaz çünkü.
İnsan hayatın bir yerlerinde ölüyor aslında. Ruhuyla arasına yaşamak kadar uzun bir mesafe giriyor. Ölüyor insan ve yeniden diriliyor. Umut etmek için diriliyor, başlayabilmek için diriliyor, doğru dürüst bir tek cümle kurabilmek icin diriliyor iște.
Sonra...sonrası karanlık.
Bu öfkeyi tanyorum. Devlet gibi konuşan adamların öfkesi bu. Devletin sahibi olduğunu iddia eden, nefret dolu yüzleriyle, ağızlarından tükürük saçan adamların öfkesi. Ne çok genç adama ve genç kadına bulaştı bu öfke, bizim topraklarımızda da. Gencecik çocukların bağlı gözlerinden, geleceği ve hayalleri çaldılar.
Senin gözlerin kapanırsa ben de göremem biliyor musun? Eğer sen göremezsen ben yalnızlaşırım, üşürüm, korkarım. Çocuklar biraz da annelerin gözleri üzerinde olduğu için korkularından uzaklaşırlar.