Kitabı ilk kez okudum, öncesinden de biraz konusuna baktığım için kendimi vererek, her detayına ve cümlesine dikkat etmeye çalışarak okudum. Felix'in aşk üçgeninden bahsetmiş çoğu kişi -ki bu oldukça normal- fakat bence atlanılan ya da dikkat edilmeyen şey şu ki; Felix, Madam de Mortsauf'dan başka kimseye aşık olamadı, sevemedi. Sadece şefkatini, belki biraz da ilgisini ve saygısını gösterdi, diğer iki kadını bunlardan öte bir varlık olarak göremedi diye yorumladım ben. Çünkü anne eksikliği çok büyük bir etken. Madam de Mortsauf onun için sadece aşık olduğu kadın değil aynı zamanda annesi, ve iş hayatına atıldığında, Madam'ın ona yazdığı mektupta başka bir kadını sevmesini, aşık olmasını, hayatını yaşamasını söylemesini belki de, bana göre çok yüksek bir ihtimalle bir anne tavsiyesi gibi görmek istedi, denemek istedi fakat beceremedi. En azından ben bu şekilde yorumladım.
Bunlar bir yana kitapta yer alan her betimleme, duygular, tasvirler beni çok etkiledi. Aşk duygusunun alışılagelmiş bir sıradanlık olarak görülmesi değil de; coşkulu, yeri geldiğinde acılarla dolu, olgun ama bir o kadar da çocukça, heyecan dolu, bir vadi kadar uçsuz bucaksız ve bunun beraberinde getirdiği korku ile yoğun bir fırtına olması ama o 'Vadideki Zambak' ile bu korkuların, fırtınanın yatışıp yerini huzura bırakan bir duygu olarak görüldüğünün anlatılması sanırım uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir konu oldu.