durumumun bir cinnetten kalır yanı yoktu. evimizdeki o düzenli huzur ortamında bir hayalet gibi korku ve azap içinde yaşıyor, çevremdekilerle hiç ilgilenmiyor, kafamı kurcalayan düşüncelerden bir an olsun sıyırıp alamıyordum kendimi.
Ne var ki, o zamana değin uzun bir yol vardı geride bırakılacak, o zamana değin okullarda pineklemek, ders çalışmak, testlerden geçmek ve sınavları vermek gerekiyor; izlenecek yol da hep öbür karanlık dünyanın yanı başından, hatta hemen içinden geçiyordu; üstelik bu dünyaya dalıp dışarı çıkamamak, içinde gömülüp gitmek hiçte olmayacak şey değildi.