Biz, çok şaşkın varlıklarız. Biri için, "Yaşamını işsiz güçsüz geçirdi." deriz, "Bugün hiçbir şey yapmadım." deriz. "Bir şey yapmadım." ne demek? Yaşadınız ya! Bu sizin yalnız başlıca işiniz değil, en güzel, en onurlu işinizdir. "Bana büyük işler yapma olanağı verselerdi, neler yapmaya gücüm olduğunu gösterirdim." deriz. Önce siz, kendi yaşamınızı düşünmeyi, yoluna sokmayı becerdiniz mi? Bunu yapabildiyseniz, bütün işlerin en büyüğünü yapmışsınız demektir. Kendini göstermek ve işler yapmak için büyük fırsatlara ihtiyaç yoktur. Hangi konumda olursa olsun, perde arkasında da perde önünde de insan kendini gösterir. Bizim işimiz kitap doldurmak değil, ahlakımızı yapmaktır. Savaşmak, ülke ele geçirmek değil, yaşayışımızı düzene sokmaktır. En büyük ve en onurlu eserimiz, doğru bir yaşam sürmek olacaktır. Geri kalan her şey; iktidar olmak, para kazanmak, binalar kurmak; bunlar, ufak tefek eklentilerdir. Bir komutanın, az sonra saldıracağı bir kalenin eteğinde, dostlarıyla özgür ve rahat sohbete dalması, Brutus'un, herkesin kendisine ve Roma'nın özgürlüğüne karşı pusu kurduğu bir sırada gece dolaşmalarından birkaç saat çalarak tam bir sessizlik içinde Polybius'u okuyup notlar yazması, ne güzel bir şey! Düşündükçe, içim açılır. Ancak basit ruhlu insanlar işlerin ağırlığı altında ezilir; onlardan sıyrılma yı, bir yerde durup yeniden başlamayı bilmezler.
Ey benimle bu kadar güç işler görmüş yiğitler, Bugün, üzüntülerinizi şarapla giderin; Yarın, engin denize açılacağız.