"Dışarıdan gelen ses, içindeki sese ve gölgelere karışıyor, bazen hepsini dağıtarak bir alev gibi yayılıyor ve daralıyor, hatırlanmasıyla, unutulması bir olan kısa bir anlayış ânı hâlinde kalıyordu."
"Kırgınlıklarım batıyordu, nasıl yaşayacaktım? Kim kalbinin ortasında toparlanmamış can kırıklarıyla yaşayabilirdi ki? Cam değil, can kırıklıklarım vardı benimde."
Demir Zambak/5