Medineliler bir bayram sevinci içinde bu şerefli misafiri karşılamak için yolun iki tarafına sıralanmışlardı. Peygamberimiz geçerken "Buyurun Ya Resulallah" diyorlar, mini mini yavrular da "Allah elçisi geldi" diye sevinç çığlıkları atıyorlardı. Evlerinin damları üzerine çıkan kadınlar, "Hoş geldiniz diyorlardı. Peygamberimiz evlerin önünden geçerken bütün ev sahipleri, "Buyurun Ya Resulallah" diyor ve devesin yularına sarılarak onu misafir etme şerefine nail olmak istiyorlardı.
Peygamberimiz hiç kimseyi kırmak istemediğinden onlara şöyle di yordu.
"Deveyi kendi haline bırakınız, onun nereye gideceği kendisine emredilmiştir. Emrolunduğu yere gidecektir."
Yoluna devam eden deve, boş bir arsada çöktü. Fakat durmadan kalktı. Biraz daha gittikten sonra tekrar çöktü ve bir daha kalkmadı Peygamber Efendimiz;
"İnşallah konağımız burasıdır" diyerek devesinden indi. Buraya en yakın ev, Halid b. Zeyd'in, yani Ebû Eyyüb Ensäri'nin evi idi. Hz. Peygamber onun misafiri oldu. Ebû Eyyüb Ensari'nin evi iki katlı idi. O, Peygamberimizi üst katta misafir etmek istedi. Ancak Efendimiz, kendisini ziyarete gelenlerin ev sahibini rahatsız etmemesi için zemin katta kalmayı tercih ettiler. Peygamber Efendimiz, Mescid-i Şerif'in yanında kendileri için odalar yapılıncaya kadar yedi ay bu evde kaldı.
Sevgili Peygamberimizi evinde misafir etme şerefini taşıyan bu ünlü Sahabi Ebû Eyyüb Ensari hazretleri, 675 yılında İstanbul'u kuşatan İslam ordusuna katılmış ve surlar dışında şehit olmuştur. Peygamberimizi evinde misafir eden ve halkımız tarafından "Eyüb Sultan" olarak anılan bu peygamber dostu, İstanbul'un Eyüp semtindeki türbesinde yatmaktadır. Medine halkı, peygamberimizi, Ebû Eyyüb Ensârî'nin evinde akın akın ziyaret ettiler.