Kederlerin şairesi. İran'lı yazar, yönetmen, oyuncu ve ressamdır aynı zamanda Furuğ.
Kitabı ilk aldığımda içinde sadece şiirleri vardır diye tahmin etmiştim nedense. Fakat başladığımda çok daha farklı bir şeyle karşılaştım.
•İlk bölümde, Furuğ'un bazı şiirlerinin çevirisi yapılmış. Hem şiirlerin detaylıca anlamı hem de uyakları aktarılmış okuyucuya; gayet anlaşılır bir dilde.
•İkinci bölümde (beni asıl etkileyen kısım) babasına ve sevdiği adam için yazdığı mektuplar yer alıyor. Özellikle babasına yazmış olduğu mektupları biraz üzüntüyle okudum.
•Üçüncü bölümde hayatı hakkında bilgi verilmiş, çok fazla detaya girmeden.
•Dördüncü kısımda şiirleri yer alıyor.
•Son olarak fotoğraflarının olduğu bir bölümle de son buluyor kitap.
--
Furuğ Ferruhzad'ın benim için anlamı çok büyük olduğundan olsa gerek ben bayıla bayıla okudum bütün satırlarını. Hayatının çok zor geçtiği aşikâr. O güçlü halleriyle, özellikle o dönemlerde bir kadın olarak karşı durduğu cesaretiyle kendisine hayran bıraktırıyor. Babası ve küçük yaşta evlendirildiği adamın baskılarına boyun eğmiyor hiçbir zaman. O zamanlarda çok zor bir şeyi yapıp, boşanma kararı alıyor. Oğlundan mahrum bırakılıyor bu yüzden ve ninni okumak yerine şiir yazıyor oğlu için.. Toplumdan ve ailesi tarafından dışlanan bir kadın hâline geliyor Furuğ. Hatta öyle ki 32 yaşında kaza sonucu vefat etmesinin ardından, dönemin mollaları "ahlaksız" olması gerekçesiyle cenaze namazı dahi kıldırmıyorlar. İki gün beklemenin ardından bir yazar tarafından kılınıyor namazı..
Fakat İran'lı kadınların da güçlü bir sesi oluyor zamanla. Sadece İran'lı kadınlar için değil aslında birçok oluşumda adı geçiyor Furuğ'un.
Dizelerindeki cesaret ve isyan zaman zaman kendini hüzün ve kedere de bırakıyor. Her okuduğunuzda ruhunuza dokunan, derin düşüncelere