İpek T.

İpek T.
Sözcükler suç işlemeden, aç kalmadan, acı çekmeden, sevişmeden kendilerine gelemezler. Bunun için bizim gelip ellerinden tutmamızı beklerler.
Alıntı
Reklam
ESKİ MÜHÜRLER Eski mühürleri okumak bizimkisi, Ardıç kuşlarını vurmak aslanlı yolda, Eş biçimli sazlarla ördüğüm hasırda, Kapıları kilitli aynalara karşı, Yatmak totemlerle ve ardımda yaralı Ren geyiği, sabah, ölümü çeyrek geçe, Etobur kuş, telaşsız, dönerken havada, Gemi ve beygir leşlerimiz, arabalar, Virgüllerin savuran yağmuru altında Dökülmek yollara, yürümek düşe kalka, Yaprağa, yosuna, yıldıza baka baka. Bir ateş bütün gün, bir duman bütün gece! Eski mühürleri okumak bizimkisi, Ardıç kuşlarını avlamak ve böylece... (Oktay Rifat)
Şiir
Nesnesine arkasını dönüp oturan bir dilden söz edilebilir. Kendine, bir kendine çekilen bir dildir bu. Böylece de kendi kendini yaratan. Dilin uyku hali. Konuşmayan, bir şey önermeyen: Sessiz dil. İletişimsizliği, iletişim bilmek. Artık burda olmayan, silinmiş, yırtılmış sesler... Söylenmezi bulmak...
Alıntı
Sözcüklerle, söylemek istediğimiz şey arasındaki yolun uzaklığına ‘dev uzaklık’ der Ungaretti. Bunun kısa tutulmasını öğütler. Bir çeşit sözcük ekonomisi diyebiliriz buna. Ayrıkotlarına aman vermemek: Söylemek istediğimizi söyleyip en kısa yoldan çekilmek.
Alıntı
Reklam