Kitabı çok beğendim. Hakkında yazılanları okuduğumdan beklentim yüksekti, ama ilk sayfadan son sayfaya kadar beklentimin de üzerinde olduğunu söylemeliyim.
Andrew Jolly'nin kim olduğunun bunca sır kalmasının nedeninin mahlas isim olduğunu düşündüm. Ancak internetten bakınca gördüm ki Jolly bu isimle kitabını imzalamış ve kitaba kapak yazısı yazan bir şaire armağan etmiş.
Önceki incelemelerde yazılanları tekrar etmemeye çalışarak yazmaya çalışacağım. Roman, aşkın iki insan arasında olduğu kadar veya ondan çok insanın kendi hayatıyla kurduğu ilişki olduğunu anlatıyor diye düşündüm ben.
Romanda bedenler merkezde. Öncelikle taşınan ölü kadın bedeni. Ama bu ölü bedenin çevresinde mücadele eden kendini ve birbirini ölesiye yaralayan erkek bedenleri... Ölü kadın dışında romandaki tek dişi beden genç seks işçisinin bedeni.. Tasvirler çok güçlü.
Ben doğa tasvirlerinden sıkılırım romanlarda. Bu romanda kesinlikle bir istisna oldu. Tek bir kelime bile fazla değil.
Karısının ölü bedeninin çok uzun süre kokmamasının özel bir anlamı olduğunu düşündüğümden kokmaya başladığı anın da sembolik bir anlamı var mıydı diye merak ettim.
Ve son olarak roman bizim coğrafyamızda gömülemeyen, gömülmesine izin verilmeyen bedenleri de aklıma getirdi. Türkiye'de kişilerin yakınlarını gömebilme hakkının güncel olarak ihlal edildiği vakalar çok sayıda. Ölüye saygı adında bunun ölü bedenlere adalet için mücadele eden bir inisiyatif de var ülkemizde.. ne kadar acı..
Nekropolitikadan çok uzaklaştığımız, herkesin sevdiği, aşık olduğu bedenleri kendini ve o bedeni huzura kavuşturacak şekilde gömebildiği günleri yakında görebilmek dileğiyle.