Özlem

"Hayatımızın sahibi olduğumuza, onun bize tadını çıkarmak için verildiğine ilişkin saçma sapan bir inançla yaşayarak biz de aynı şeyi yapıyoruz," diye düşünüyordu Nehlüdov. "Aslında bunun saçma olduğu besbelli. Buraya gönderilmiş olduğumuza göre, birinin buyruğuyla ve belli bir amaçla yapılmıştır bu. Oysa biz yalnız kendi mutluluğumuz için yaşadığımıza karar vermişiz. Mal sahibinin buyruğunu yerine getirmeyen işçinin başına nasıl kötü şeyler gelecekse bizim için de iyi olmayacağı açıktır. Mal sahibinin buyruğu bu öğütlerde ifade edilmiştir. Ancak insanlar bu öğütleri yerine getirdiklerinde yeryüzünde Tanrı'nın hükümdarlığı kurulacak ve insanlar erişebilecekleri en yüksek iyiliği elde edeceklerdir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Var olan ekonomik düzene olduğu gibi, dine karşı da olumsuz bir tavır içindeydi. Yetiştiği dinin saçmalığını anladıktan, kendi çabasıyla ve ilk önceleri korkarak, daha sonra ise büyük bir coşku ve heyecanla dinden kurtulduktan sonra kendisinin ve atalarının içinde tutuldukları bu aldatmacanın cezasını veriyormuş gibi hiç durmadan papazlarla ve dinsel dogmalarla alay etmeye başlamıştı.
Tüm insanlar kısmen kendi düşüncelerine, kısmen de başkalarının düşüncelerine uygun olarak yaşarlar ve hareket ederler. İnsanlar arasındaki en önemli farklardan biri, insanların ne dereceye kadar kendi düşüncelerine göre, ne dereceye kadar başkalarının düşüncelerine göre yaşadıkları konusunda ortaya çıkar.
Eskiden kendisi iyiliğe inandığı gi­bi, insanların da iyiliğe inandıklarını düşünürdü. Fakat o korkunç geceden sonra hiç kimsenin buna inanmadığından, Tanrı'dan ve iyilikten söz edenlerin bunu sırf insanları aldat­mak için yaptığından emindi.
"Tanrım bana yardım et, akıl ver, gel, içime gir ve beni her türlü pislikten arındır!" Dua ediyor, Tanrı'dan kendisine yardım etmesini, içine girmesini ve onu arındırmasını istiyordu, oysa istediği şey çoktan olmuştu. İçinde yaşamakta olan Tanrı, bilincinde uyanmıştı. Kendisini Tanrı gibi hissetti, bu yüzden de sadece yaşamın özgürlüğünü, canlılığını ve sevincini duymakla kalmadı, iyiliğin gücünü de hissetti. Bir insanın yapabileceği en iyi şeyleri kendisinin de yapabileceğini hissediyordu artık.