"Hayatımızın sahibi olduğumuza, onun bize tadını çıkarmak için verildiğine ilişkin saçma sapan bir inançla yaşayarak biz de aynı şeyi yapıyoruz," diye düşünüyordu Nehlüdov. "Aslında bunun saçma olduğu besbelli. Buraya gönderilmiş olduğumuza göre, birinin buyruğuyla ve belli bir amaçla yapılmıştır bu. Oysa biz yalnız kendi mutluluğumuz için yaşadığımıza karar vermişiz. Mal sahibinin buyruğunu yerine getirmeyen işçinin başına nasıl kötü şeyler gelecekse bizim için de iyi olmayacağı açıktır. Mal sahibinin buyruğu bu öğütlerde ifade edilmiştir. Ancak insanlar bu öğütleri yerine getirdiklerinde yeryüzünde Tanrı'nın hükümdarlığı kurulacak ve insanlar erişebilecekleri en yüksek iyiliği elde edeceklerdir.
Var olan ekonomik düzene olduğu gibi, dine karşı da olumsuz bir tavır içindeydi. Yetiştiği dinin saçmalığını anladıktan, kendi çabasıyla ve ilk önceleri korkarak, daha sonra ise büyük bir coşku ve heyecanla dinden kurtulduktan sonra kendisinin ve atalarının içinde tutuldukları bu aldatmacanın cezasını veriyormuş gibi hiç durmadan papazlarla ve dinsel dogmalarla alay etmeye başlamıştı.
Tüm insanlar kısmen kendi düşüncelerine, kısmen de başkalarının düşüncelerine uygun olarak yaşarlar ve hareket ederler. İnsanlar arasındaki en önemli farklardan biri, insanların ne dereceye kadar kendi düşüncelerine göre, ne dereceye kadar başkalarının düşüncelerine göre yaşadıkları konusunda ortaya çıkar.