"Bunlar ne kadar ayıp, küçültücü davranışlar! diyeceksiniz. Yaşama derdini çektiğiniz
halde, karmaşık mantık yollarıyla yaşamı tartışıyorsunuz. Sırnaşık ve küstah olduğunuz halde,
bir o kadar da korkaksınız. Saçmaladığınız zaman keyfiniz yerindedir, ama küstahlık yaptınız
mı ürküp, etrafa özürler yağdırıyorsunuz. Hem korkmadığınızı söylüyor, hem de bize
yaltaklanmaktan geri durmuyorsunuz. Bizi, öfkeden dişlerinizin gıcırdadığına inandırmaya
çalışırken, diğer taraftan da güldürmek için nükteler savuruyorsunuz. Çok sıkıcı nükteler
yaptığınızı biliyorsunuz, ama edebi değerleri olmaları da hoşunuza gitmiyor değil. Gerçekten
de acı çekmiş olabilirsiniz, ama acılarınıza hiç de saygı duymuyorsunuz. Samimisiniz,
bununla beraber efendilik eksik sizde; gururunuz yüzünden ufacık bir şeyi mesele yapıp
içinizdeki gerçeği ortaya çıkarıyor, değerini düşürüyorsunuz. Söylemek istediğiniz bir şeyler
var, ama korkudan son sözlerinizi kekeleyip duruyorsunuz. Açık konuşacak kadar kararlı
değilsiniz, utanmazca bir korkaklık var sizde. Anlayışınızla övünüyorsunuz, bir taraftan da
tereddütler taşıyorsunuz; çünkü mantığınız çalıştığı halde yüreğiniz kötülükten kararmış. Şu
var ki, kalbi temiz olmayanın anlayışı da olamaz. Hele o küstahlığınız, sırnaşmalarınız,
kırıtmalarınız! Yalan, yalan, yalan..."