on iki yaşındaki halime bağırıyorum. "Ne yapıyorsun sen?" diye haykırıyorum. "Başına gelecekleri biliyor musun?"
Ama bu hiç adil değil. Bunu bilmiyor olması, bilmesine imkân olmaması onun için bir lütuftu. Dürüst olmak gerekirse, bu yüzden onu herkesten çok özlüyorum. Ağladığımda ağlamama izin verdiğimde-göz- yaşlarımı onun için döküyorum. Kendim için ağlamıyorum. Kaybettiğim Cassie için ağlıyorum...
Yalnızca babam, bana takılmak istediğinde her seferinde son derece kötü bir İtalyan aksanıyla: "Kassi-yo-PEYYA," derdi. Bu beni delirtirdi. Babamın asla komik ya da sevimli olduğunu düşünmezdim, kendi ismimden de nefret etmeme sebep olurdu. "Benim adım Cassie!" diye ona bağırırdım. "Sadece Cassie!" Şimdiyse babamın bunu bir kez daha söylediğini duyabilmek için her şeyimi veririm