Zeynep Özden

''Aşkı nasıl mı hayal ederdim? Ah, çok basit. Son derece sade ve sağlıklı. Sanırım hiç de şeytani ve romantik sayılamayacak şeylerle karşılaştırırdım aşkı. Her gün açlığımızı giderdiğimiz kutsal, doyuran ekmekle; her gün evimizi açtığımız hayat veren temiz havayla. Sonuç olarak her şeyi borçlu olduğumuz, ama haklarında pek öyle tumturaklı laflar etmediğimiz en önemli, en doğal, en güzel şeylerle.''
Sayfa 26·Kitabı okudu
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
''Belki de en baştan birbirimizle başka türlü kaynaşabilirdik, mücadele etmeden, çekinmeden, birimizin ya da diğerimizin üstün ya da aşağı olması söz konusu olmadan! Sadece gençliğimizin tazeliğiyle, duyduğumuz sevinç ve esrimeyle! Evet, belki! Belki böyle bir aşk vardır, mümkündür ve güzeldir.'' Bir an tıkandım ve ne olduğunu kendim de anlayamadığım bir acı göğsümü sıkıştırdı; zahmetle sözlerime devam ettim: ''Fakat bu şansı kaçırdık, benim için artık çok geç.''
Sayfa 45·Kitabı okudu
Edebiyat
Fakat hayatımızın en saklı yanlarını, sinirlerimizi uyararak veya düşlerimizde baştan aşağı gizli bir şiddetle titreterek çok, çok erken yaşlarda belirleyen şey katıksız rastlantılar değil midir? Yoksa başlangıç daha da gerilerde midir; ileride ne olacağımızı ve neyin acısını çekeceğimizi biz daha beşikteyken bir kuş cıvıldayarak kulağımıza mı fısıldar? Bilmiyorum, belki de bunları başımıza saran ne rastlantıdır ne de mucizevi bir kuşun cıvıltısıdır; aksine çok eski yüzyıllardan gelen alışkanlıklar, çoktan ölüp gitmiş kadınlardan kalan kölelik ruhudur bu esnada içimize fısıldayan; hem de bizim olmayan bir dilde, ancak bir düşteyken, sırtımızdan bir ürperti geçtiğinde, sinirlerimiz titrediğinde anlayabildiğimiz bir dilde.
Sayfa 4·Kitabı okudu
Edebiyat
Fakat Mutchen yaşamdan kopuk düşlerle büyümemişti, o tam kendi çağının çocuğuydu; yaşamı daha erken yaşta olduğu gibi görmüş, gözlerini neşeyle ve sinsice açarak kızlar için geçerli olan, hayatını daraltıcı katı kurallardan kurtaracak bir yol aramıştı.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Edebiyat
Anne toprağı, üzerinde en çeşitli şeylerin bir arada yetişip gelişebildiği verimli bir toprak olmalıydı, ama üzerinde büyük bir sevgi güneşinin bereketini yaydığı bu narin ot bahçesiyle başa çıkabilmek zaman zaman epey çaba gerektiriyordu mutlaka.
Sayfa 23·Kitabı okudu