Geylani hazretleri;" bazı haklar, helal edilmez "
Tanrı'nın iradesinin mutlaklığı karşısında, insanın kendi eliyle kurduğu yapay imtihan düzenekleri ve jeolojik katmanlar gibi üst üste yığdığı kibir sentetikleri nihayetinde faniliğin duvarlarına çarpar. Zira hükmün son mercii ne beşerî otoriteler ne de geçici güç odaklarıdır; mutlak galibiyet sahibi olan El-Kahhâr'ın adaletidir. İnsan, kudret vehmiyle başkalarının kaderine müdahale ettiğini zannetse de, hakikatte kendi vicdanının ve amellerinin muhasebesinden kaçamaz. Tasavvuf geleneğinin sıkça hatırlattığı üzere, bazı yaralar zamanla unutulabilir, bazı borçlar ödenebilir; ancak bazı haklar vardır ki sahibinin rızası olmadan düşmez. Bu sebeple kulun kul üzerindeki mesuliyeti, yalnız hukuk önünde değil, Mahkeme-i Kübrâ'nın mutlak adalet ufkunda da karşılık bulacaktır. Çünkü zulmün hafızası zayıf olsa da hakikatin hafızası unutmaz; güç geçicidir, hesap ise bakidir. İnsan, kibirle yükseldiğini sandığı her merdivenin sonunda, acziyetini hatırlatan bir hakikatle karşılaşır. O hakikat, mutlak kudretin yalnızca Allah'a ait olduğu ve hiçbir hakkın sahibinin rızası olmadan tamamen kapanmayacağı gerçeğidir.
Bütün dünyâya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım; Nihayet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım. Şehirden kaçmak isterken sular zaten kararmıştı, Pek ıssız bir karanlık sonradan vâdiyi sarmıştı. Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hılkat kesilmiş lâl... Bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl Muhîtin hâli "insâniyyet"in timsâlidir, sandım; Dönüp mâzîye tırmandım, ne hicranlar, neden andım! Taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd, Zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryâd, 0 müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu Ki vâdiden bütün, yer yer, enînler çağlayıp durdu. Ne muhrik nağmeler, yâ Rab, ne mevcâmevc demlerdi; Ağaçlar, taşlar ürpermişti, gûya Sûr-i Mahşerdi! -Eşin var, âşiyanın var, baharın var, ki beklerdin; Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin ? 0 zümrüd tahta kondun, bir semâvî saltanat kurdun; Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun, Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen, Gezersin, hânmânın şen, için şen, kâinatın şen. Hazansız bir zemin isterse, şâyed rûh-i ser-bâzın, Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkûm-i pervâzın. Değil bir kayda, sığmazsın - kanadlandım mı - eb'âda; Hayâtın en muhayyel gayedir ahrâra dünyâda, Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perîşandır? Niçin bir damlacık göğsünde bir umman hurûşandır? Hayır, mâtem senin hakkın değil... Mâtem benim hakkım: Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!
Reklam
Züleyhanın halinden Yusuf haberdar olmasa bile Yusuf'un Rabbi haberdardır
Kıymetli Emanet
Yaratandan bir lütuf, eş olarak sunulmuş, Sevgiyle yoğrulmalı, şefkatle korunmalı. Kadın, nazlı bir çiçektir, kalbimizde konulmuş, Hürmetle sahiplenip, baş tacı da kılınmalı. Sahiplenmek hükmetmek değil, kanat germektir, Huzuru hanesinde, güvenle daim etmek. Ona değer vermeyi ibadet gibi bilmektir, Rızasını gözetip, hayırla yola gitmek. Ayetlerde gizlidir, onlara olan saygı, Sözlerinde incelik, gönlünde merhamet ol. Zulme karşı durmaktır, sarsılmaz bir tek kaygı, İman ile bağlanıp, ona açılan her yol. Emanettir o bize, Hakk'ın yüce rızası, Sözüyle incitme sakın, gül yüzünü soldurma. Sevgiyle yaşat onu, dindirilmez yarası, Vefa ile yaklaş da, dünyasını doldurma...✍🏻 ©EMİRHAN ARSLAN
Şiir
Kudüsün Gözyaşları
Kuş tüyü yataklarda sensin yatan müslüman!.. Bir de cennet umarsın, biraz utan müslüman!.. Muhtaç olduğum hâlde himmet-i Muhammed’e, Feryâdım ulaşmıyor ümmet-i Muhammed’e!.. Sizlerin gafletinden kâfirler güç alıyor, Bak ve gör; «haç» «hilâl»den her saat öç alıyor!.. Sapladılar bağrıma, yahudi hançerini, Bende; hüznün, acının, yaranın en derini!.. Eğer bu yaşamaksa, evet ben yaşıyorum, Yüreğimde kutsî bir emânet taşıyorum!.. Ben sizin «İLK KIBLE»niz olan mahzun KUDÜS’üm, Vallâhi bir asırdır size kırgınım, küsüm!.. Bir devre mülkü bile, benden üstün tuttunuz, Ben sizi hatırladım, siz beni unuttunuz!.. Bir dâvâ ki ne Arap ne Türk’ün dâvâsıdır, Bu dâvâ Peygamber’in ümmete mîrâsıdır!.. Mübârek üç mescidden biri «Mescid-i Aksâ» O zaman anlardınız, hasret sizi de yaksa!.. Filistin’im, Gazze’yim; şehâdet okuluyum, Mîrâcın ilk durağı, Peygamber kokuluyum!..
Alıntı
Ayağım tökezlediğinde bu ayeti hatırlamak huzur veriyor:)
"Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin." (Zümer Suresi' 53. Ayet)
Din
Reklam
Reklam