Zülal

Zülal
@zulalmalkoc
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi
52 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·248 syf.··
2023 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2023 00:00
Ölüm Kalım Meselesi Bu kitap bende birçok düşünceyi uyandırdı. Öncelikle, daha önce eserlerini okuduğum Yalom'un özel hayatına bir bakış atabilmek çok özel bir histi. Kitaplarla dolu, kendi yazdığı kitapların farklı dillerdeki çevirilerine ayrılmış rafları olan bir kütüphaneye sahip olmanın güzelliğini hayal etmeme sebep oldu.  Çok uzun yıllar boyu birlikte olan bir çiftin birbirine hiç eskimeyen sevgi ve saygısının, ölüm mesele olduğunda bu çifti nasıl şekillendirdiğine tanıklık ettim. Bir ilişkiyi uzun yıllar boyu götürenin sevgi değil saygı olduğuna kanaat getirdim bir süre önce. Bu kitap bu hissimi pekiştirdi. Irvin, Marilyn'e büyük bir sevgiyle birlikte derin bir saygı da besliyor, bir yanı ona ve yaptıklarına hep hayran. Bu beni gerçekten çok duygulandırdı. Kitaba bir düşünce hakimdi: Yaşamda pişmanlıklarımız yoksa, ölümü kabullenmek daha kolaydır. "Ölüm, geldiğinde sadece ölü bir adamı alacak." cümlesi beni çok etkiledi. Her şeyden öte, uzun zamandır psikiyatrist olmayı isteyen benim psikiyatristlik hayallerimi pekiştirdi. Ve Irvin'in zayıflayan hafızası, bu notu yazmama sebep oldu.
Ölüm Kalım MeselesiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 2022646 okunma
Reklam
Puan vermedi·224 syf.··
2023 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2023 13:52
Kadınsız erkekler... Erkeksiz kadınlar... Ne fark eder ki? Bir gün, köşeyi döndüğümüzde, aslında çoktan oraya varmış olduğumuzu anlayacağız. Murakami yine bildiğimiz Murakami. Dili akıp giden, hikayesinin içine kendini çeken, sonunu boşlukta sallandırdığı hikayeleri ile Murakami. Ben okurken keyif aldım ama bir yandan da yüreğimi acıtmadı değil. Özellikle Kino'da... "İncindim ben, hem de çok incindim. Gözlerinden karanlık yaşlar süzüldü. Karanlık, sessiz bir odada." cümlelerini okurken. O an, insanın acı çektiğini kendisinden bile gizleyişinin sonunun nasıl hüsranla bittiğini daha iyi anladım. Murakami insanın iç dünyasına dair çok kıymetli şeyler katıyor bana.
Kadınsız ErkeklerHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20255,1bin okunma
Puan vermedi·632 syf.··
2020 32. kitabı
Öncelikle yazımda kitabı okumayan kişiler için tat kaçırıcı ayrıntılar olacağını belirterek, yazımı kitabı okuduysanız okumanızı tavsiye ediyorum. Oblomov'a inceleme yazmak haddime değil. Neden yazıyorum, unutmamak için. Oblomov, hepimizin içinde, kendi doğası gereği uyukluyor. Ona ne kadar söz hakkı verdiysek, hayatımızı o kadar eline alıyor; renklerini, cismini, heyecanını alıp yaşanmaz hale getiriyor. Geriye kalan hayat değil, birbirinin aynısı günler oluyor. Oblomov başta aşka düşerek "Oblomovluğundan" çıkabileceğine kendi de dahil hepimizi inandırmış, Olga da buna tutunup Oblomovdan ümidini kesmemişti. Oblomov'un Olga'ya aşkını tarif edişini okurken başta büyülendiğimi hatırlıyorum. O sırada çok güzel gelen o aşk, kitap bittiğinde bana aynı cisimde gözükmüyordu. O aşk da uyuşukluğun, hayat yerine günlerin hesabına düşmenin pençesinde eriyip şeklini kaybetmişti fikrimce. Sonra bir başka aşk tarifi karşıma çıktı. O zaman anladım. Aşk böyle bir şey işte. Olga bu kez olabileceği değil, olanı seviyor. Karşısındaki adam, onunla birbirinin aynısı günlerin hayalini değil, birlikte yaşamanın hayalini kuruyor. Birbirlerine saygılarını yitirmeden, o saygıyı koruyabilmek için kendilerini hep ilk gün gibi yeni ve kişiliklerini ilk zamanlardaki güzelliğiyle korumaya çalışıyorlar. Bu kitap bana yalnız Oblomovluğu değil, aşkın tanımını da öğretti. Ve pek tabii bunlardan fazlasını. Bazı kitapları okurken, kitap okumanın büyüsünü ve güzelliğini fark ediyorum. Oblomov da o kitaplardan biriydi. Herkese tavsiyemdir. Sevgiyle.
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,8bin okunma
Puan vermedi·481 syf.··
2020 31. kitabı
Öyle güzel bir kitap ki... Kelimelerle anlatması mümkün olmayan acıları; dini, dili, zamanı olmayan acıları anlatmış Livaneli. İnsanların nasıl vahşetlere sebep olabileceğini anlatırken, bir aşk hikayesini de anlatarak kalbimize umut ve inanç serpmek istemiş belki. Kitabı okurken Serenad arkada çalıyor, Nadia yeşil gözleriyle bana bakıyor, Struma gözlerimin önünde batıyor. Kitabı elimden bırakamıyorum. Livaneli bana; savaşların, devletlerin ve ideolojilerin gözlüğünden bakınca göremediğimiz "seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan" insanları gösteriyor. Çok sevdim. Keşke Profesör Wagner'la biraz sohbet edebilseydim.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,9bin okunma