Ölüm cezasını hak etmiş bir kişiyi cezalandırmak devletin vazifesidir. Bu cezayı başka bir fert kendi başına uygulamaz, uygulayamaz ve böyle bir işe kalkışamaz.
Ülke içinde maddi cihad yapılmaz, ülke içinde tebliğ ve davet ile manevi cihad yapılır ki âlimlerin ve İslâm davetçilerinin vazifesi de ancak budur. Ancak ülke dışından gelen bir kuvvete karşı vatan ve mukaddesat için devlet idarecilerinin koordinesinde topyekûn bir mücadele ve maddi cihad yapılır. Belki son fert de şehit oluncaya dek Hak yolunda ve hak namına bu mücadeleye devam edilir.
Madem kuvvet hakta ve kanundadır, hem madem kanunu tatbik etme yetkisi de devletindir. O hâlde bireyler kuvvet kullanmak şartıyla kötülüğü engelleme gibi bir girişimde bulunmamalıdır. Zira bireyler böyle bir girişimde bulundukları takdirde daima her kuvvetliden daha kuvvetlisi mutlaka çıkacaktır. Bu ise toplumda zulme, kaosa, kargaşaya, anarşi ve fitneye neden olacak; ülkeyi iç savaşa kadar götürecek tehlikeli ve yanlış bir yoldur.