"Zulüm bizdense ben bizden değilim"
Sözü size bırakıyorum... Bu yaşananlar; tamamlayamıyorum bile! Özgür Filistin! Her zaman özgür!!!!
1000Kitap

dijital cihat

@dijital_cihat
·
Filistin davasını buldozerlere karşı savunan kadın
Filistin davasını buldozerlere karşı savunan kadın Rachel Corrie kimdir? ABD'li barış aktivisti Rachel Corrie, saldırılarda binlerce sivilin hayatını kaybettiği Gazze Şeridi'nde Filistinli bir ailenin evinin yıkılmasını önlemeye çalışırken İ*rail buldozerince ezildi. 21 yaşındaki ABD'li aktivist, 16 Mart 2003'te turuncu renkli ceketini giyerek, eline aldığı megafon ile İsrail buldozerlerine yöneldi. Amacı Refah kentinde Filistinli bir ailenin evinin yıkılmasına ve topraklarının elinden alınmasına engel olmaktı. Yabancı olduğu için İsrail'in yıkım araçlarını durdurabileceğini düşünen Corrie, buldozerin önüne geçti ancak İ*rail güçleri, Filistinlilere merhamet etmediği gibi ona da acımadı. Her fırsatta "Filistin'de tanık olduğu olaylardan çok etkilendiğini" dile getiren Corrie'nin, ö.ldürülmeden bir süre önce ailesine gönderdiği mektuplardan birinde şu ifadeler yer alıyordu: "Herhangi bir akademik çalışma, okuma, konferans, bölge hakkında izlediğim belgesel, hikaye veya duyduğum olay, bana buradaki durumu anlatamamıştı. Buradaki durumu kendi gözlerinle görmediysen hayal etmen mümkün değil. Sonra uzun süre yaşadığın tecrübelerin, gerçeği yansıtıp yansıtmadığını düşünürsün." Rachel Corrie'den geriye onurlu direnişini ifade eden şu sözler kaldı: "Zulüm bizdense ben bizden değilim!" Kaynak: aa.com.tr/tr/dunya/filist...
Filistin
Zulüm iki türlüdür; Biri zulmeder, Diğeri zulme rıza gösterir, İkisi de zalimdir... Hz.Ali (r.a) فليسطين '🇵🇸
Filistin
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bazı insanlar tanıyorum ki kırılan tarafın hep kendisi olduğunu zannederken kendisi başkalarını çok defa kırdığını görmüyor. Kendisini mazlum, başkalarını da zâlim addediyor ama başkalarını incittiği sözler hiç aklına gelmiyor. Buna sebep olan şeylerden biri de (çok alâkasız gibi görünecek ama doğru) burçlara karşı önyargı. Bir kişi A burcuysa duygusal olurmuş kolay incinirmiş, B burcuysa kibirli ve sinirli olurmuş falan falan.. Bu nasıl bir önyargıdır yahu? Resûlullah demiyor mu? "Kalpler, Rahmân’ın iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir.” (Tirmizî, Kader, 7/2140) Benim kalbimi evirip çeviren Allah'tır, yıldızlara gezegenlere ne oluyor? Benim karakterimden, mîzâcımdan ve rûhumdan sonra yaratılmış bir şey (yıldız, gezegen vs.) bana nasıl tesîr edebilir Allah aşkına? İnsanların kafasında, onlar görmese de çok büyük burç önyargısı var. Kardeşler nücumdan sorulduğunda bize Peygamberimiz tarafından susmak emredilmiştir. Allah'ın yarattığı karakteri değişmez ve düzelmez addetmek, aynı burçta olan her insanı kesinkes cehennemlik atfetmekten farklı mıdır? "Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz? Yoksa elinizde okuduğunuz bir kitap var da orada istediğinizin sizin olacağı mı yazılı? Yoksa, “Neye hüküm verirseniz o mutlaka sizindir” diye tarafımızdan lehinize verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?" (Kalem Suresi, 36-39) Neye göre hüküm veriyorsunuz? İnsanın fıtratını yaratan Hâlık dururken, ona tesîr ettiğini sandığınız akılsız yıldızlara mı? Atalım kafamızdan bu önyargı putlarını. Yoksa kurtulduğunu garanti gören insanlar başkalarına zulüm addederken ahirette hesabı görüldüğünde kendisini zâlim olarak bulacak.
"Yazarken insanın kalemini ve yüreğini titreten bazı konular vardır. Hiçbir şey yapamayacağını sandığın, içinde sadece üzülmekle yetindiğin o çaresizlik anlarında; 'Başka bir çerçeveden bakmalı, başka bir şey yapmalı' dediğin o meseleler... ​Ben, Gazze’deki saldırılara, İsrail’in o akıl almaz ve iğrenç faaliyetlerine karşı 'Elimden geleni tam manasıyla yaptım' diyemem. Belki benim gibi hisseden çok kardeşim var. Ama niyetim; kendimizi suçlayıp küçük bir 'Hadi, bir daha ayağa kalkalım' konuşması yapmaktan ziyade, işin asıl mutfağına, derinliğine inmek. ​Yıllardır zulüm altındalar ama Ekim 2023'te bu zulmü resmen büyük bir savaşa dönüştürdüler. Ağır yıkımları takip ederken, o çadırlardaki insanlardan biriymişiz gibi üzüldük. Sonra yavaş yavaş bu üzüntü ağır gelmeye başladı. Dayanamadık; daha az takip edip daha çok dua etmeye çalıştık. Zaman zaman yardım faaliyetlerini artırsak da gündelik yaşamlarımızın ağır bastığı anlar oldu. Ve ne yazık ki mesele, daha büyük bir olay duyana kadar gündemimizden yavaşça silindi, sonra tekrar geri geldi. ​Şimdi bulunduğum noktada geriye dönüp bakıyorum; yanımdaki biri kalbi kırılıp ağladığında içim burkulurken, bunca büyük acıya karşı yeterli bir şey yaptım mı? Yapabileceğim şeyler vardı da ben aktif olmak yerine, nefsimin beni aldatmasına izin verip sadece 'duygusal' kalmayı mı seçtim? ​Artık daha ihlaslı dua etmeli, daha başka şeyler yapmalıyım. Hiç kimse için değilse bile, kendi kalbimi 'zulme alışmamak' noktasında korumalıyım. Aklıma, hepimizin içinden geçen bu duyguları kâğıda dökmek geldi. Biz vicdanlı insanlarız, biliyorum. Ne kendime ne de sizlere haksızlık etmek istemiyorum. Ama 'O haberlere bakamıyorum, çok üzülüyorum' demek yerine; dirayetli olup her gün, az da olsa bir şeyler yapmaya devam edeceğim. Buradaki 'fikri cihat' ve
İnsan ve Hayat
Kafiyelere uydum bu sefer
Bir Bütündür Yüreğim Düşen ne candı, ne tan Varılan bir yoldu bu ciwan Şimdi ne dert kalmış ne de tasam Bir elekten geçtim, felek bile kolaçan. Sesimi yıldırandır bu çalı desenli ihtişam elbet bilinirdi, yüce aşkta bir lisan Kanımca ezilmez artik yürek fukaram Ne daha yenilirim ne de eksik kalırım bu yoldan. Bilinmezdi elbet, ezilen çiçeklerin dramı birçok yillıktı anılar, kelebeklere zulüm... Kim derdi ki, ben avare bir Yusuf Ne kuyuda susuz kaldım, ne aşka üryan Hep yalnızdım imanın en soğuk kuytusunda Şimdi ne Cennet bağlar beni ne de nizam. Buydu bize bahsedilmiş bir mizgin yetemesem neye yarar coşmam. Bir duymuşlar beni, sessizlik bunca bohçam şimdi ne görseler bilmukabele hâlimden çığırtkan düşlerdi bunca beni aksettiren varabildim sonunda nelerdir bizlere kalan. Bu umutsuzluk pergelindedir gölgem Faydam yoktur adımdan gayrı manaya yine de Tanrı bilir derim, kal-û beladan
Edebiyat
Arzulayarak yanılırız, kıskanarak acı çekeriz, yas tutarak parçalanırız, unutarak eksiliriz. Marcel Proust
Aşk