Erkekleri koruyucu ve kollayıcı olarak gören gelenek ortadan kaybolmuştu. Bu gözü pek bakirelerin korkacakları bir erkek yoktu ve dolayısıyla korunmaya ihtiyaçları da yoktu.
Onlara, imanımız icabı bedenin dirileceğine inandığımızı anlattık; onlar da yıllar yılı çürüyen bedeni diriltebilen Tanrımızın küllerden de diriltip diriltemeyeceğini sordular. İnsanların sevdiklerini yakma fikrini itici bulduğunu söylediğimizdeyse, çürümeleri fikrinin de bir o kadar itici olup olmadığını sordular. Bu kadınlar rahatsız edici derecede mantıklıydı.
“Kadın” soyut düzlemde gençtir ve dahası çekici olduklarını varsayarız. Yaşlandıkça her nasılsa sahneden inip çoğu zaman özel mülkiyete geçerler ya da tamamen ortadan kaybolurlar. Ama bu hanımefendiler gayet de sahnedeydi, oysa her biri büyükanne olabilecek yaştaydı.
Bir tür ulvi tatil yeri bulmanın hayallerini kuruyordu: Yalnızca kızlar, kızlar, kızlar olacaktı ve o da oranın… Eh, Terry etrafta başka erkekler varken de kadınların gözbebeğiydi zaten, dolayısıyla olabileceklere dair güzel hayaller kurmasına şaşırmamak gerekirdi. Orada uzanmış, bir yandan mavi dalgalara bakıp diğer yandan o etkileyici bıyıklarıyla oynarken böyle düşündüğünü gözlerinden okuyabiliyordum.
“Eğer böyle bir yer varsa -ki buna inanmak için birtakım temeller var gibi- oranın bir tür anaerkil ilke üzerine kurulu olduğumu göreceksiniz, hepsi bu. Erkeklerin kendilerine ait ayrı kültler vardır, kadınlara kıyasla toplumsal açıdam az gelişmişlerdir ve kadınları -bir tür evlilik çağrısı gibi- yılda bir ziyaret ediyorlardır. Geçmişte böyle koşullarda yaşayanlar olduğu biliniyor; bu da bir kalıntısı sadece. Orada alışılmışın dışında izbe bir vadide ya da yaylada yaşıyorlar ve ilkel geleneklerini muhafaza etmeyi başarmışlar.”
O bütün bunlara şahit olmadı. Fakat daha önceden sezişlerini bize şu sözlerle bildirmişti: “Eğer devamlı sulh isteniyorsa kitlelerin vaziyetini iyileştirecek beynelmilel tedbirler alınmalıdır. İnsanlığın heyet-i umumiyesinin refahı açlık ve tazyikin yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları haset, açgözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde terbiye edilmelidir.” Bu sözlerin sahibi olan Atatürk bu sözleriyle bugün içimizde yaşamıyor mu?