Ama Kur'ân'ı nasıl okuyalım? Onu sırf okumak için mi okuyalım? Onu, âhireti hatırlamak, ölümü anmak, mahşer ve hesâbı yâd etmek için mi okuyalım? Kur'ân'ı, belagatına hayran olmak, üslûbunun güzelliğiyle şenlenmek için mi okuyalım? Yoksa araştırma ve in-celemeler yapmak için mi okuyalım? Veya Kur'ân'ı ekonomik, sosyal, psikolojik ve terbiyevî nazariyeler tesîs etmek için mi okuyalım? Bu şıklardan, istediğimizi tercih edebiliriz... Hiç önemi yok... Kur'ân okumamızın amacı, bunlardan hangisi olursa olsun karşılığında mutlaka mükâfât vardır. Yeter ki, Allah'a yönelelim ve yaptığımız şeylerin gayesi Allah olsun.. Fakat okumanın miktarı kadar, Allah'ın emrettiği şeyler üzerinde düşünülmesi de verilen mükâfâtı elbette farklı kılacaktır. Düşüncenin istenilen gayeye yönelik olması, mükafatın derecesine farklılık kazandırır. Çünkü sadece düşünmek, kendiliğinden amaç değildir. Asıl maksat; düşünmenin çok mühim ve büyük bir mesele için vâsıta olmasıdır: Sözü dinleyip de onun en güzeline uyan kullarımı müjdele! İşte Allah'ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar lübb/akıl sahibidirler. (Zümer/17-18) Allah hadîsin/sözün en güzelini ikili/ikişerli [ifadeleri ikili/ifadelerini ikileyen], müteşâbih [birbirine benzer] bir kitap olarak indirdi. Rabb'lerine huşû duyanların ondan tüyleri ürperir. Sonra derileri ve kalpleri Allah'ı anmakla sükûna kavuşur. Şu, Allah'ın rehberliğidir. Onunla dilediğini hidâyete iletir. Allah kimi de saptırırsa, artık ona hadi/rehber yoktur. (Zümer/23) O halde, Kur'ân okumanın, Kur'ân dinlemenin, Kur'ân'dan etkilenmenin ve huşû ile kendini ona vermenin yegane amacı hidâyete erişmektir; Allah'ın kitabında indirdiği hayat yolunu benimseyip O'na uymaktır; bir başka ifadeyle, dinlenen ve okunan kitabın bir hayat görüşü haline dönüşmesidir
Zümer Sûresi / 23:39:22
“Allah her kimin bağrını İslam’a açmış ise, artık o Rabbinden bir nur üzerinde değil midir? (…)”
Sayfa 460·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zümer Sûresi / 23:39:9
“Yoksa o gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp ayakta durarak daima vazifesini yapan, ahiretten çekinen ve Rabbi’nin rahmetini uman kimse ile -inkar ve isyana mübtela olan- bir olur mu? De ki; Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bunu ancak temiz akla sahip olanlar anlar.”
Sayfa 458·Kitabı okudu
Alıntı
Zümer {23}
“Allah, sözün en güzeli olan Kur’an’ı, âyetleri birbiriyle âhenkdâr, uyumlu, tıklım büklüm hakikat dolu bir kitâb hâlinde indirdi. Rablerine karşı derin bir saygı duymakta olanların onun tesiriyle derileri ürperir; sonra da hem derileri, hem kalpleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu kitap, Allah’ın doğru yol rehberidir ki, dilediğine onunla yol gösterir. Allah kimi de saptırırsa artık onu doğru yola getirecek kimse yoktur.”
Allah Hamid’dir
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Hep beraber dinimizi tanımaya çalışıyorduk. Dinimizi anlayabilmek için Allah’ın vahyini yine ondan öğrenmemiz gerekir. Dinin temeli, esası; “Allah’a imandır, islamdır, ihsandır” demiştik. Bunların her üçünde de önce Allah’a iman, Allah’a âbdiyet ve Allah’ın huzurundaymış gibi ona âbd olmak gelir. Öyleyse öncelikli olan, Allah’ı tanımaktır. Allah’ın bir ismini anlattığımızda onunla beraber birçok ismi de o isimle beraber anlatmak zorunda kalıyoruz. Mesela; Allah’ın Vedud ismini anlatırken diğer isimleri de onunla beraber anlatmıştık; yani Allah’ın bir ismini öğrenirken sadece öğrendiğimiz ismi değil onunla beraber diğer isimlerdeki özellikleri de öğreniriz. Dolayısıyla rabbimizi sıfatlarından, isimlerinden biraz daha tanımış oluruz. Tanımadığımız bir Allah’a, bir rabbe iman ettiğimizi söylesek de ona iman etmiş olmayız; çünkü Allah’ı ne kadar tanırsak ona imanımız da o kadar olur. Hele bir de Allah’ı yanlış tanırsak o zaman o iman ettiğimiz Allah olmaz, bizim kendi kendimize hayal ettiğimiz, vehmettiğimiz putumuz olur. Evet, Allah’ı onun kendini tanıttığı gibi tanımaya, Esmau’l Husna’sını kısaca anlamaya çalışıyorduk. Vedud isminden sonra Allah’ın Hamid ismini anlamaya çalışacağız. Fatiha Suresi’nin ilk ayetinde; El hamdu lillâhi rabbil âlemîn:(Fatiha /1) “Hamd övme ve övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir” buyrulur. Bu yüzden önce Allah’ın Hamid ismini tanımaya çalışacağız. Aslında Allah’ın ismini, sıfatını bilmek, anlamak öyle basit bir şey, kolay bir şey değildir. Bunun için aklımızı mutlaka sonuna kadar kullanıp, onu anlamaya
Kur’an-ı Kerim Hakkındaki İtikadî İrtidat:
Kur’an’ın tümünü veya bir kısmını, hatta Kur’an’dan olduğu icma ile sabit olan bir harfini bile inkâr eden, dört mezhebe göre kâfirdir. Kur’an’da çelişki olduğuna, i‘câzında ve benzerinin getirilemeyeceği hususunda ve kıyamete kadar hükmünün geçerli olacağına şüphe etmek; Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini hafife almak, alay etmek, hakaret etmek, bilerek Kur’an-ı Kerim’in üstüne basmak, pisliğe atmak dört mezhebe göre küfürdür. Ayrıca Kur’an’ın eksik olduğuna, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Kur’an’dan bazı şeyleri açıklamayıp gizlediğine, bazı ayet-i kerimelerde namaz, oruç, hac gibi ibadetlerin farziyetini kaldıracak bâtınî ve gizli manalar olduğuna inanmak dört mezhebe göre küfürdür. (37) Delilleri: Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Hâlâ Kur’an’ı, manasını anlayacak şekilde okuyup üzerinde dikkatle düşünmeyecekler mi? Eğer o (Kur’an) Allah’tan başkasından gelmiş olsaydı, onda birçok çelişkiler, zıtlıklar ve uygunsuzluklar bulurlardı.” (en-Nisâ: 82) “De ki: İnsanlar ve cinler birbirine yardımcı olarak bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak için bir araya gelseler, andolsun ki yine de bir benzerini ortaya koyamazlar.” (el-İsrâ: 88) “Ey Muhammed! Eğer biz Kur’an’ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen onun Allah korkusuyla baş eğerek parça parça olduğunu görürdün. Bu misalleri düşünsünler diye veriyoruz.” (el-Haşr: 21) “Elif, Lâm, Râ. İşte bunlar hikmetli kitabın ayetleridir.” (Yûnus: 1) “Elif, Lâm, Râ. Bu kitap, Hakîm ve Haberdar olan Allah tarafından, başkasına kulluk etmeyesiniz diye ayetleri kesin kılınmış, sonra da uzun uzadıya açıklanmış bir kitaptır.” (Hûd: 1-2) “İnsanlar bir tek ümmetti. Allah (onlara) müjdeleyici ve korkutucu nebiler gönderdi. Onlarla birlikte, insanların ihtilafa düştükleri şeylerde hüküm vermeleri için kitabı hak ile indirdi.
Din