ey sen ki harîm-i Hakk’a mahrem
oldun da yabancın oldu âlem;
yâd eyleyecek misin ki bilmem?
dünya denilen bu sicn-i mâtem
hâlâ bana dâr-ı imtihândır…
kurtulmadım işte ân bu ândır!
ey yâr-i azîz-i gamgüsârım,
mahvoldu Hudâ bilir karârım,
sarsıldı olanca ıstıbârım;
bîzâr peyinde rûh-i zârım!
gittin, beni kimsesiz bıraktın,
yaktın beni hasretinle yaktın!
fakat bu beste-i lâhût nerden aksediyor,
ki “ellezî halâka’l-mevte ve’l-hayâte…”* diyor?
nedir samîm-i sükûnette böyle bir feryâd?
neşîde Hâlik’ın, ammâ kim eyliyor inşâd?