Kitap aslında size kocaman bir kelime haznesi yaratıyor. Çünkü İlber Ortaylı nın öyle sözleri var ki o cümledeki bilmediğiniz kelimeleri o kadar merak ediyorsunuz ki. "Acaba burda ne dedi, ne demeye çalıştı?".Kitaptan bir sözü alıntılamak istiyorum ezberimde olmasa da :) "Tanıdığım tüm ünlü hocalar beni seçmedi ben onları buldum. Çabalayın ki erişin". İlber Ortaylının arkadaşları ve hocaları o kadar mükemmel insanlar ki. Hepsi birer münevver, entelektüel ve aydın. Kitaptan kazandığım en büyük şey entelektüel kelimesine İlber Ortaylının gözünden bakmaktı. Eminim siz de okursanız anlayacaksınız. Gerçi Yaşar Kemal, Halil İnalcık gibi entelektüellerle tanışmış birinin gözünden bu kelimeye bakmak en büyük şans olsa gerek :)
Kitap çok büyük bir edebiyat eseri değil bakın bu noktaya dikkat çekmek isterim. Ama kelime haznesi ve ünlü düşünürleri tanımak için büyük nimet :))
Benim için şimdiye kadar yaptığım en özel inceleme olacak bu, umarım yazmak istediklerimin çeyreğini olsun ifade edebilirim.
Leyla ile Mecnun hayatımda en önemsediğim şeylerden biri. Bir diziye bu kadar anlam yüklemek ne kadar mantıklı tartışılır. Ama sitede son zamanlarda denk geliyorum benden yaşça büyük kişilerin yorumlarına; gençliğindeki detayları birbirleri ile paylaşmalarını gülümseyerek okuyorum. Çünkü biliyorum ki yıllar sonra ben de Leyla ile Mecnun dolu anılarımı düşünüp hüzünleneceğim. --> Hocanın ısrarla telefonları bırakın uyarısını takmadan sıranın altında tek kulaklıkla birlikte LM izlediğimizi, "Seni tanıdığımdan beri ne fark ettim biliyor musun, aynı Mecnun gibi konuşuyorsun sen!" şeklinde ilerleyen sohbetleri, hatta o konuşmanın bize iyice sinmesi ve günlük hayatta bilinçsizce ağızdan çıkması ile akabinde gelen kahkahalar, dizide geçen o çok özel şiirleri gönlündeki kişiyle paylaşmak ve üstüne bin kat daha anlam yüklemek, hediye almayı isteyip cesaret edemezken LM temalı bir şeyler almanın arkasına sığınmak, "Aaa zil sesini sen de mi o sahnedeki şarkı yaptın" diye ortak nokta bulmanın sevincini yaşamak... Dahası işte. Kitabı okurken içinde küfür de görünce şaşırdım, arkadaşıma "Küfür de geçiyor biliyor musun" dedim, "Poşet gibi mi :D" dedi. Her şeyin özeti gibi bir olay aslında, Leyla ile Mecnun evreninde poşet küfürdür, kulpu kırık çaydanlık küfürdür, ıslak terlik küfürdür. Sakız sigaradır, erik içkidir. Bu dünyadan değildir Leyla ile Mecnun. Orada her şey mümkündür, uzaya da çıkılır, yerin dibine de batılır, mecaz değil cidden batılır! Hatta Mecnun "yeraltına" batmışken kenarda Dostoyevski göze çarpar bir şeyler yazarken :)) Yakalamasını bilene en ince absürd espriler oradadır. Bi de bunları anlayınca sevinir insan, "Yavvv adamlar ne ince düşünmüş
Leyla ile MecnunBurak Aksak · Küsurat Yayınları · 201817,6bin okunma
-Neden hiç mutlu değilsin Zeze?
-Neden mutlu olmalıyım?
-Çünkü dünyaya bir kez geliyoruz.
-İyi ki bir kere geliyoruz Portuga...
-Neden?
-İkinci bir hayatı kaldıramazdım.
Her ne kadar anlaşılmayan kelimeler ve cümleler bulunsa da okunması gereken bir kitap.. Umarım siz anlayabilecek seviyeye gelmişsinizdir Kabahat ve Falaka'yı :D
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · İş Bankası Kültür Yayınları · 2006194,2bin okunma
Hoş bir kitaba benziyor. Oğuz abiden de bu beklenirdi zaten.. Kelimeler kifayetsiz anlatamıyorum ya da anlatmayı becerecek hazneye sahip değilim. Oğuz abi seni anlatmak için yüzlerce kitap okumayı isterdim :)