Neydi yillar evvel Galata Köprüsü'nde bizi iki yabancidan iki asiga döndüren sey? Bir his, bir sir belki. Peki ama neydi Salih’i benimle, bizimle Adana'ya dönmekten alikoyan? Bir baska his, bir baska şiir. O otobüs yolculuguna da, evdeki koltukların, kapilarin ardindan gelen iniltilere de bunun icin razi oldum. Onu bir kez daha görebilmek için. Tutmak ve belki o an belki biraz zaman geçtikten sonra birakmak için.
Sahi nedir yabanci? Tanis olmama hali, mesafeli bir duruş, çekingen bir bakis, hep merak içinde kalmak, cevap degil de soru üretmek. Aşkı muhafaza ve müdafaa eden seydir yabancilik. İki insan birbirine akraba oldukça yitirir aşkı. Tanisiklik artikça, insanin birbirini tutma istegi azalır. Yabancilk, kol kaslarinı, zihin kaslarinı ve en önemlisi kalp kaslarini çalistirir. O gitmek istediginde tutacak, kalmak istediginde itecek gücü kendinde bulursun böylece.