Zeynep

Zeynep
@zyn_isik
31 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
4/10
·200 syf.··
2025 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2025 17:45
Bir Teredddüdün Romanı, Peyami Safa'nın eserlerinden okuduğum 4. kitaptı. Bu kitaptan önce okuduğum kitaplarının çok başarılı kurgusundan mıdır, Peyami Safa'nın usta yazarlığından mıdır bilmem ama bu kitap benim Peyami Safa'dan olan beklentimi karşılamadı. Kitabı kurguca diğer okuduğum Peyami Safa eserlerine göre zayıf buldum. Kitap boyunca Mualla ile ne olacak diye merakla bekledim. Ne yazık ki Mualla ile olan merakımı karşılayamadan kitap Vildan ile bitti. Peyami Safa'yı gerçekten çok seviyorum, okumayı en sevdiğim yazarlardan biri ama Peyami Safa'yı hiç okumamış birinin Peyami Safa okumaya bu kitapla başlamaması gerektiğini düşünüyorum.
Alıntı
Bir Tereddüdün RomanıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20239bin okunma
Zeynep isimli okura yanıt verildi
Zeynep
Ay evet o kısım benim de dikkatimi çekmişti. Bence Mualla'nın öyle demesinin sebebi o kitaptaki zevki tekrar tekrar yaşamak istemesiydi. Malum düzenli kitap okuyucuları her kitapta o hisse ulaşamıyor. Belki bu yüzden öyle demiştir diye düşünmüştüm okurken.
Reklam
4/10
·200 syf.··
2025 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2025 17:45
Bir Teredddüdün Romanı, Peyami Safa'nın eserlerinden okuduğum 4. kitaptı. Bu kitaptan önce okuduğum kitaplarının çok başarılı kurgusundan mıdır, Peyami Safa'nın usta yazarlığından mıdır bilmem ama bu kitap benim Peyami Safa'dan olan beklentimi karşılamadı. Kitabı kurguca diğer okuduğum Peyami Safa eserlerine göre zayıf buldum. Kitap boyunca Mualla ile ne olacak diye merakla bekledim. Ne yazık ki Mualla ile olan merakımı karşılayamadan kitap Vildan ile bitti. Peyami Safa'yı gerçekten çok seviyorum, okumayı en sevdiğim yazarlardan biri ama Peyami Safa'yı hiç okumamış birinin Peyami Safa okumaya bu kitapla başlamaması gerektiğini düşünüyorum.
Alıntı
Bir Tereddüdün RomanıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20239bin okunma
Zeynep
Başta kitap gerçekten okuru içine alıyor. Tek sorun kitabın yarısında Mualla'dan bahsederken diğer yarısında Vildan'dan bahsetmesi. Sonunun ise meçhul bitmesiydi. Özellikle sonlara doğru kitap bitsin diye okudum... Mualla'yı sevmiştim. Bence okurları tam yansıtan bir karakterdi. Kitap okurken kişinin nasıl hissettiğini, karakterlerle nasıl bağ kurduğunu, kavramları -örneğin Mualla'nın okuduğu kitapta "ölüm" kavramı üzerinde durulmuştu- iyi yansıttığını düşünüyorum.
10/10
·200 syf.··
2024 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2024 22:21
Uzun zamandır okumak istediğim, beklentilerimin olduğu bir kitaptı ve gerçekten beklentilerimi karşıladı. Kitabı okurken Necdet'e o kadar üzülüyordum ki sindire sindire okudum. Fazlasıyla yürek burkan fakat bir o kadar da sürükleyici bir romandı. O yüzden bu incelemeyi yaparken biraz geveze olacağım. Öncelikle Necdet karakteri benim için çok ayrı bir yere sahip oldu. Özet kısmında çapkın, zengin, yakışıklı diye bahsedildiği için açıkçası tanzimat ve servetifinun dönemi eserlerinde karşımıza çıkan alafranga bir tip olacağını düşünmüştüm ama hiç düşündüğüm gibi olmadı. Anlayışlı, çevresindeki insanlar için en doğrusunu yapmaya çalışan, sevgi dolu ve kibar biriydi. Meliha'ya olan büyük aşkını, arkadaşı şemsi için hep geri plana atmaya, içinde yaşamaya çalıştı. Bunun için Meliha'dan köşe bucak kaçarken kalbinde onun aşkını büyütmeye devam ediyordu. Meliha ise yer yer kızdığım, nefret ettiğim en çok da anlamaya çalıştığım bir karakterdi. Tüm bu anlama çabama, empati kurmama rağmen gerçekten sevmediğim bir karakter oldu. Haklı bulduğum tek yer en başta Necdet'in aşkını reddetme sebebiydi. Bu sebep onun haklı olduğu tek şeyken aynı zamanda felaketi de oldu. Kendi bencil hırsları yüzünden Necdet'in ölümüne sebep olması yetmezmiş gibi çocuğunu, kocasını, çevresindeki herkesi bir şekilde girdabın içine soktu. Necdet'in de dediği gibi az sevmek fakat çok sevilmek istiyordu. Karşısındakine hiçbir şey vermeyip ondan çok şey beklemeye devam ediyordu. Bu yüzden Necdet'in aşkı onun için hayatı boyunca ulaşmak istediği gayeydi. Daha önce sevmemiş bir kalbin bütün hırsıyla Necdet'e ulaşmak istedi. Kendince gerçekten de sevdi belki bilemiyorum fakat sevdiği adamı adım adım intihara sürükleyen de kendisiydi. Müzehher ise Meliha'nın tam tersi özelliklere sahip bir kadındı. Onun sevgisi
Edebiyat & Roman
Zavallı NecdetSafvet Nezihi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,2bin okunma
Zeynep
Meliha'nın Necdet'i gerçekten sevdiğini düşünmüyorum sadece fazla sevilme arzusuyla çevresindeki insanlara bencil, kibirli ve aşağılayıcı tavırlar sergiledi. Her sayfada Meliha'yı biraz daha boğmak istedim. Ölümüne en çok üzüldüğüm kişi Müzehher oldu bence saf sevgiyi ve masumluğu temsil eden kişi de o idi. Narin sarı bir güldü, adem çiçeğiydi... Kötülere bir şey olmaz diyerek Meliha'nın ölmeyeceğini düşünmüştüm ama ölmüş. Gerçekten diriyken rahat vermediği gibi takıntılı bir şekilde ölüyken de rahat vermemiş... Bence kitabın sonu da çok etkileyiciydi. Kitapta yer yer İbrahim Şemsi'nin Meliha ve Necdet arasındaki vaziyeti hissettiğini anlasak da aslında bilmemezlikten geldiğini görüyoruz. Çünkü Haldun Fikret için -kendi çocuğu(!)- "Cenabıhak bize acıdı Necdet'in timsalini verdi, Fikret'i onun için çok seviyoruz." diyor. Bunca şeye rağmen bunu diyebilmek çok zor olmalı...
8/10
·57 syf.··
2025 12. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2025 00:30
Franz Kafka'nın babasına yazdığı bir mektuptan oluşan "Babaya Mektup" kitabı: kolay okunabilecek, -sayfa sayısı olarak- kısa bir kitap olsa da anlatılanların fazlasıyla etkisinde bırakan çarpıcı bir kitap. Baba figürünün çocukluktan yetişkinliğe hatta yaşlılığa kadar bir insan için ne kadar önemli olduğunu Franz Kafka'nın babası ile yaşadığı olaylardan görebiliyoruz. Franz Kafka kitapta "gerçek" manada bir şiddete maruz kalmadığını dile getiriyor. Ama şiddet her zaman fiziksel değildir. Bazen küçümseyici bir bakış, ciddiye almama, dalga geçme de şiddettir. Belki de Kafka, o yaşadığı tüm problemler -problem diyip geçilecek basit şeyler olmadığını kitabı okudukça görüyoruz- yerine dayak yemeyi tercih ederdi. Kitapta tek suçlu baba da değil bence. Baba kadar anne de suçlu. Babanın gölgesinde kalan bir anne çünkü. Annesi ve babasının ilişkilerinin de iyi olduğunu görüyoruz kitapta, Kafka bizzat kendisi söylüyor zaten bunu. Keşke çocuklarıyla da aynı şekilde iyi ilişkileri olsaydı. Çocukluktan kalan bir "baba" travması diyip de geçilecek türden şeyler değil Kafka'nın yaşadıkları. Çünkü çocukluktan kalmış bir şey yok. Kafka büyüdüğünde, tabir-i câiz ise koskoca adam olduğunda bile devam ediyor Kafka'nın babasının "baba olamayışları"... Okurken gerçekten Kafka'nın babasını boğmak istedim. Kitabın isminin " Babaya Mektup" olması da bir çok şeyi açıklıyor bence. "babaMa mektup" değil "Babaya Mektup". Herhangi iyelik eki yok, sahiplenme yok. Sanki babasına değil de yabancı birine yazılmış gibi... "Babaya Mektup." Babalık iyi imkanlar sağlamayla, düzgün kıyafetler giydirmeyle, ele muhtaç etmemeyle olmuyor. Babalık ilgi ile, sevgi ile, çocuğuna verdiğin emek ile oluyor.
Alıntı
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202253,9bin okunma
Zeynep
👏🏻👏🏻
Ayıcık ben olabilir mi?
Yanında ışıldayan arkadaşları varken Ayıcık daha cesur, daha güçlüymüş.
Alıntı
Zeynep
🥺♥️