Onun sahicisi senin hayalinin yanında sahte görünüyor sana. Yalancı senin hayalindir. En büyük yalanı sen kendi kendine söylüyorsun. Kendi hayalinle kendini kandırmaya çalışıyorsun.
İnsanın varlaşma hamlesinden ebedilik hayali ve neşesi doğar. Bu özleyiş bütün cesaretini imkandan almaktadır. İnsan mümkün olmayan şeyi istemek için kendini yormaz ve paralamaz. Kendi fani ve geçici benliğinin üstüne sıçramak, kendi kendini aşmak için yaptığı bütün fedakarlıklar (her türlü aşk ve kahramanlık), varlaşma hamlesinin devamıdır. Söylemeye hacet yok ki, bu bir ruh hamlesi ve hareket halinde bir edebilik prensibidir.
İnsanın yoklaşma hamlesinden fanilik ve geçicilik duygusuyla birlikte onun büyük sıkıntısı doğar. İnsan bu sıkıntıya en büyük felaketlere karşı mücadeleyi tercih edebilir, çünkü bu çarpışma insanda varlaşma hamlesini kırbaçlar ve onu yoklaşma hamlesinin korkunç sezgisi içinde bunalmaktan kurtarır.
Zengin bir hayal içinde meçhul, daima malumun en korkunç rakibidir. Ben malumum. Yani sayısız imkanlar arasında gerçekleşmiş ve donmuş bir imkanım. Ben bir şeyim, meçhul her şeydir. Fakat... unutma ki, ben, varım; meçhul, yoktur. O, sadece olabilir, fakat olmayabilir de! Ben bir realiteyim, o bir imkandır. Bu farkı anlamayan bir aşka sen beni inandıramazsın.