erken gelişim dönemlerinde yetiştikleri yapay kafes ortamının çeşitli zenginleştirici uyaranlar(oyuncaklar, çarklar, tüneller, renkli objeler) yerleştirilen fareler, sıradan ve çıplak kafeslerde büyütülen farelere göre çok daha zeki ve akıllı hale geliyorlar...
farelerdeki bağlantı sistemini geliştiren o oyuncakların bizdeki karşılığı sosyal etkileşim, duygusal alışveriş, sözel iletişim ve maddesel nesneler arasında yeni ilişkiler kurmayı gerektirecek "icat ve keşif" faaliyetleridir.
1815'te fizyolog Johann Spurzheim beyin kütlesinin, tıpkı kaslar gibi egzersizle büyüyebileceğini öne sürmüştü. Çıkış noktası, kanın büyümesi için gereken besini taşıdığı ve "uyarılmış bölgelere çok daha fazla miktarda kan gittiği" idi. 1874'te ise Charles Darwin, doğadaki tavşanların beyinlerinin, evcil tavşanlardakilere göre daha büyük oluşunun bu temel fikirle açıklanıp açıklanmayacağını sorguladı. Darwin'e göre yabantavşanları akıl ve duyularını diğerlerinden daha fazla kullanmaya zorlanıyorlar, beyinleri de buna paralel olarak büyüyordu.